"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Araf 201

Takva sahipleri, kendilerine şeytandan bir vesvese dokunduğunda, hemen düşünürler ve birdenbire görür hale gelirler.

Diyanet Vakfı
Takvaya erenler var ya, onlara şeytan tarafından bir vesvese dokunduğunda (Allahın emir ve yasaklarını) hatırlayıp hemen gerçeği görürler.

Kurtubi Tefsiri
Takva sahiplerine şeytandan bir vesvese değdiğinde iyice düşünürler. Bakarsın ki onlar görüp bilmişler bile.

Bu âyete dair açıklamalarımızı iki başlık halinde sunacağız:

1. Şeytanın Vesveselerine Karşı Takva:

Yüce Allah’ın:

“Takva sahiplerine” âyeti ile kastedilenler şirk ve masiyetlerden sakınıp korunan kimselerdir.

“Şeytandan bir vesvese değdiğinde” âyetinde vesvese anlamını veren kelimeyi, Basralılarla Mekkeliler; diye okumuşlardır. Medinelilerle Kûfelilerin kıraati ise; şeklindedir. Saîd b. Cübeyr’den de “ye” harfini şeddeli olarak okuduğu rivâyet edilmiştir. en-Nehhâs der ki: Arapça’da bu gibi kelimeler şeklindeşeddesizolarak ve; ‘ın mastarı olmak üzere gelir. el-Kisâî ise şöyle demektedir: Bu dan muhaffef (yani, şeddeli olan “ye” harfi, şeddesiz sakin olarak) okunmuştur. Tıpkı-, “Ölü” kelimesinde olduğu gibi.

en-Nehhâs ise der ki: Sözlükte (Kalbe gelen hayal yahutta uykuda görülen (rüya) demektir. ın anlamı da budur. Ebû Hatim de der ki: Ben, el-Esmaî’ye; ‘ın anlamını sordum, o: Mastar vezinleri arasında;: Fey’il vezni yoktur dedi.

en-Nehhâs der ki: Bu kelime mastar değildir. Ancak bu kelime; (……….) anlamındadır. Buna göre ifadenin anlamı şöyle olur: Masiyetlerden sakınanlara herhangi bir şey gelip değecek, kavuşacak olursa, onlar yüce Allah’ın kudreti ve üzerlerindeki nimetleri hakkında düşünerek o masiyeti İşlemeyi terkederler.

(…….) kelimelerinin birbirinden ayrı anlamlar ifade ettiği de söylenmiştir. Birincisi hayal kurmak (hayal görülmek, tahayyül) anlamındadır, ikincisi ise bizzat şeytanın kendisi demektir. Birincisi “Hayal görüldü, görülür” den mastardır ve bu mastardan ism-i fail kullanılmaz. es-Süheylî der ki: Çünkü böyle bir şeyin hakikati yoktur. Bu tahayyül (yeni hayal kurmak) dır. Yüce Allah’ın:

“Hemen onu Rabbin katından dolaşan bir belâ sardı da…” (el-Kalem, 68/19) âyetinde “dolaşan” anlamını veren; kelimesinin mastarı ise diye kullanılmaz. Çünkü bu, gerçek anlamıyla bir ism-i faildir. Bunun Cebrâîl olduğu da söylenmiştir.

ez-Zeccâc der ki: -İnsan tarafından yapılan fiile işaret etmek üzere-Ben onların etrafını dolaştım, dolaşırım denilir. Buna karşılık -hayal gibi manevi şeyler hakkında ise-: Hayal dolaştı, dolaşır denilir. Şair Hassan (b. Sabit) der ki:

“Sen bunu bırak da bana söyle yatsı vakti geçti mi,

Benî uykusuz bırakan bir hayalin hakkından kim gelir?”

Mücahid der ki: Kızgınlık demektir. Delilik, kızgınlık (gazap) ve vesveseye de “tayf” denilir. Çünkü bütün bunlar hayalin kalpten gelip geçmesi gibi şeytanın kalbe bıraktığı etki ve vesveseler kabilindendir.

“Bakarsın ki onlar görüp bilmişler bile” yani, o kötülüğü işlemekten vazgeçmişler bile. Onlar, artık basiret sahibi olurlar, diye de açıklanmıştır. Saîd b. Cübeyr,

“iyice düşünürler” anlamındaki kelimenin “zel” harfini şeddeli olarak; diye okumuş ise de Arapçada bunun açıklanabilir bir tarafı yoktur. Bu hususu en-Nehhâs nakletmektedir.

2. Cahillerden Yüzçevirmeye Örnek:

İsam b. el-Mustalık der ki: Medine’ye girdim, el-Hasen b. Ali’yi (ikisine de selam olsun) gördüm. Onun güzel görünüşü, ağırbaşlılık ve vakarı beni hayrete düşürdü, hoşuma gitti. Ancak onun bu durumu, daha önce babasına karşı gizlemiş olduğu kinden dolayı kıskançlığımı alevlendirdi. Sen Ebû Talib’in oğlu (torunu) musun diye sordum, evet deyince, ona ve babasına alabildiğine sövüp saydım. Bana oldukça şefkatli ve acıyan bir şekilde baktı, sonra; Euzubillahi mineşşeytanirracim. Bismillahirrahmanirrahim, deyip:

“Sen af yolunu tut. Urf ile emret. Cahillerden yüzçevir… bakarsınki onlar görüp bilmişler bile” âyetlerini okudu, sonra bana şöyle dedi: Yavaş ol. Benim için de kendin için de Allah’tan mağfiret dile. Çünkü sen bizden yardım dileyecek olsan biz sana yardımcı oluruz. Bizim seni misafir edip ağırlamanı istesen, seni ağırlarız. Bizden doğru yolu göstermemizi istesen biz de sana doğruyu gösteririz. İşlediğim kusurlar dolayısıyla pişmanlık duyduğumu yüzümden anlayınca şöyle dedi:

“Bugün size serzeniş yoktur. Allah size mağfiret buyursun. O, merhamet edenlerin en merhametlisidir.” (Yusuf, 12/92). Sen, Şam halkından mısın diye sorunca, ben evet dedim. Bunun üzerine o da (şu mısra ile) cevap verdi:

“Bu benim Ahzem’ den beri bilip tanıdığım bir alışkanlıktır

Hoş geldin sefalar getirdin. Allah sana afiyet versin, sana güç ve kuvvet versin. Hiç utanma. Ne ihtiyacın varsa bize söyle. Hatırına geleni söyle. Bizi düşündüğünden de daha iyi bulacaksın inşaallah.

İsam dedi ki: Bunun üzerine yer bütün genişliğine rağmen bana dar geldi. Keşke yer yarılsaydı da içine girsem, diye temennide bulundum. Sonra da başkalarının arkasına saklanarak sıvışıp gittiğimde yeryüzünde ondan ve babasından daha çok sevdiğim kimse kalmamıştı.

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/araf-200/,https://kutsalayet.de/araf-202/