"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Araf 162

İçlerinden zulmedenler, kendilerine söylenen sözü başka bir sözle değiştirdiler. Biz de yaptıkları zulümden ötürü gökten üzerlerine azap indirdik.

Diyanet Vakfı
Fakat onlardan zalim olanlar, sözü, kendilerine söylenenden başkasıyla değiştirdiler. Biz de zulmetmelerinden ötürü üzerlerine gökten bir azap gönderdik.

Kurtubi Tefsiri
Fakat İçlerinden o zulmedenler kendilerine söylenen sözü başka bir sözle değiştirdiler. Biz de zulümlerinden dolayı üzerlerine gökten bir azap indirdik.

Yüce Allah:

“Biz onları on iki kola, ümmetlere ayırdık” âyeti ile İsrailoğullarına ihsan etmiş olduğu nimetlerini saymaktadır. Her bir kolun (Sıbt’ın) İşi başkanları tarafından bilinebilmesi için onları kollara ayırdı. Böylelikle Hazret-i Mûsa’nın işi de kolaylaşmış oluyordu. Bir başka yerde de:

“Biz, içlerinden on iki nakîb (temsilci) dikmiştik” (el-Mâide, 5/12) diye buyurmaktadır ki, bu âyete dair açıklamalar daha önceden (5/12. âyet, 1. başlıkta) geçmiş bulunmaktadır.

“Kol” anlamındaki

“sıbt” kelimesi müzekker olduğu halde

“On iki” sayısının müennes gelmesi, ondan sonra müennes olan;

“Ümmetlere” kelimesinin gelmiş olmasındandır. O bakımdan bu sayıdaki müenneslik “ümmetler” içindir. Eğer, “sıbt” kelimesi müzekker olduğu için; Oniki kelimesi de müzekker olsaydı, el-Ferrâ”dan nakledildiğine göre bu da doğru olurdu.

“Sıbtlar” ile kabileler ve fırkaları kastettiği, bunun için de sayının müennes olarak getirildiği de söylenmiştir. Nitekim şair de şöyle demiştir:

“Şüphesiz Kureyş’in tamamı on batındır.

Sen ise, onun on kabilesinden de uzaksın.”

Böylelikle şairin burada “batın”ın kabile ve kabilenin alt kolu “fasile: boy” olduğu kanaatine sahip olduğu anlaşılmaktadır. Bundan dolayı (batın’a giden zamiri) müennes olarak zikretmiştir. Halbuki batın kelimesi müzekkerdir. Nitekim “esbat” kelimesinin de müzekker ve çoğul olduğu gibi. ez-Zeo câc der ki; Âyetin anlamı, biz onları on iki fırkaya böldük, şeklindedir.

“Kol” kelimesi, “on iki”den bedeldir. “Ümmetler” kelimesi de “kol: esbat” in sıfatıdır.

el-Mufaddai ise, Âsım’dan “ti” harfi şeddesiz olarak; “Onları ayırdık” diye okuduğunu rivâyet etmiştir,

“Esbât: kollar” in Hazret-i İshak’ın soyundan gelenler arasındaki durumu İle Hazret-i İsmail’in soyundan gelenler arasındaki kabilelerin durumu aynı seviyededir.

“Esbat” kelimesi “sıbrdan alınmadır. Sıbt ise, develere yem olarak verilen bir bitkidir. el-Bakara Sûresi’nde (2/136. âyetin tefsirinde”) buna dair yeterli açıklamalar geçmiş bulunmaktadır.

Ma’mer, Hemmam b. Münebbih’den, o, Ebû Hüreyre’den, o da Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’den yüce Allah’ın:

“Fakat içlerinden zulmedenler kendilerine söylenen sözü başka bir sözle değiştirdiler” âyeti hakkında şöyle dediğini nakletmektedir: “Onlar arpa içinde bir buğday tane (si.) dediler.” Kendilerine: “O şehrin kapısından da secde ederek girin” denildiği halde onlar, kıçtan üstünde bağdaş kurarak girdiler. Buhârî, Tefsir 2. sflre 5; Müslim, Tefsir 1; Tirmizî, Tefsir 2. sûre 2

“Zulümlerinden dolayı” anlamındaki; deki fiil merfu’dur. Çünkü bu, müstakbel (geniş zamanlı müzari) bir fiildir ve nasb mahallindedir. ise, mastar anlamındadır. Zulümleri sebebiyle, zulümlerinden dolayı anlamına gelir. Bu âyet-i kerimenin anlamlan ve ihtiva ettiği hükümlere dair açıklamalar el-Bakara sûresinde (bk. 2/58. âyetin tefsiri) geçmiş bulunmaktadır. Cenab-ı Allah’a hamd olsun.

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/araf-161/,https://kutsalayet.de/araf-163/