De ki: Size bunlardan daha hayırlısını haber vereyim mi? Takva sahipleri için Rableri katında altından ırmaklar akan, içinde ebedî kalacakları cennetler, tertemiz eşler ve Allah’ın rızası vardır. Allah kullarını görendir.
Okunuşu ve Kelime Anlamı
Kul (de ki) e-unebbiukum bi-hayrin min zalikum (size bundan daha hayırlısını haber vereyim mi) lillezine ittekav (sakınanlar için) inde rabbihim cennat (Rableri katında bahçeler vardır) tecri min tahtiha l-enhar (altından ırmaklar akan) halidine fiha (orada ebedî kalırlar) ve ezvacun mutahhara (temiz eşler) ve ridvanun mine llah (ve Allah’ın rızası) vallahu basirun bil-ibad (Allah kullarını görendir)
Mukatil Tefsiri
Allah Teâlâ kâfirlere hitaben şöyle buyurdu: “De ki: Size bunlardan daha hayırlısını haber vereyim mi?”; yani bu ayette zikredilen kadınlar, oğullar, mallar, altınlar, gümüşler, hayvanlar ve ekinlerden daha hayırlı olan şeyi size haber vereyim mi? Ardından Allah Teâlâ şöyle buyurdu: “Takvâ sahipleri için Rableri katında altından nehirler akan cennetler vardır.” Bunun anlamı; pınarların ve kaynakların bahçelerin altından akmasıdır. “Onlar orada ebedî kalacaklardır” buyruğu; onların orada ölmeyecekleri anlamındadır. “Tertemiz eşler” buyruğu ise onların hayızdan, dışkıdan, idrardan, tükürükten, sümükten ve bütün pisliklerden arındırılmış eşler olduklarını ifade etmektedir. “Allah’tan bir hoşnutluk vardır” buyruğu; Allah’ın onlardan razı olması anlamındadır ve bu, nimetlerin en büyüğüdür. Ardından Allah Teâlâ: “Allah kulları hakkıyla görendir” buyurdu; yani kulların bütün amellerini eksiksiz biçimde görmektedir.
Taberi Tefsiri
Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Ey Muhammed! Kadınlardan, oğullardan ve zikredilen diğer dünya nimetlerinden gelen şehvet sevgisi kendilerine süslü gösterilmiş olan insanlara de ki: Size bunlardan daha hayırlı ve daha üstün olanı haber vereyim mi?” Burada “bunlardan” sözüyle Allah’ın dünya hayatında insanlara çekici gösterdiği kadınlar, oğullar, yığın yığın altın ve gümüşler ve dünya menfaati olan çeşitli mallar kastedilmektedir.
Sonra Arap dili âlimleri bu cümlede soru ifadesinin nerede sona erdiği konusunda ihtilaf etmişlerdir. Bazıları demiştir ki soru “Size bunlardan daha hayırlısını haber vereyim mi?” sözünde sona ermektedir. Bundan sonra ise “Rableri katında Allah’tan sakınanlar için…” diye yeni bir haber başlamaktadır. Buna göre anlam şöyle olur: “Allah’tan sakınanlar için Rableri katında altlarından ırmaklar akan cennetler vardır.” Bu sebeple “cennetler” kelimesi merfu okunmuştur. Bu görüşü benimseyenler “altlarından ırmaklar akan cennetler” ifadesinde yalnızca ref‘ okuyuşunu caiz görmüşlerdir. Çünkü onlara göre bu kelime “daha hayırlı” sözüne bağlı değildir; yeni başlayan müstakil bir haberdir. Bununla birlikte bu ifade, Allah’ın Peygamberine insanlara haber vermesini emrettiği “daha hayırlı şey”in açıklamasıdır. Bu görüşe göre “cennetler” kelimesi, “Allah’tan sakınanlar için” ifadesindeki lam harfi sebebiyle merfu olmuştur.
Başka dil âlimleri de buna yakın bir görüş söylemişler; ancak “Allah’tan sakınanlar için” ifadesindeki lam harfinin “haber vereyim mi?” fiiline bağlı kabul edilmesi halinde “cennetler” kelimesinde hem cer hem ref‘ okuyuşunun mümkün olduğunu söylemişlerdir. Cer okuyuşu “daha hayırlı” sözüne bağlı olur; ref‘ okuyuşu ise daha önce açıkladığımız gibi yeni başlayan bir haber olur.
Başka âlimler ise soru ifadesinin “Rableri katında” sözüne kadar devam ettiğini söylemişlerdir. Sonra “altlarından ırmaklar akan cennetler” sözüyle yeni bir cümle başladığını belirtmişlerdir. Buna göre anlam şöyledir: “De ki: Size bunlardan daha hayırlısını haber vereyim mi? Allah’tan sakınanlar için Rableri katında…” Sonra sanki “Onlar için ne vardır?” denilmiş gibi “Altlarından ırmaklar akan cennetler vardır…” diye cevap verilmiştir.
Ebu Cafer et-Taberî dedi ki: Bana göre bu görüşler içinde doğruya en yakın olanı, soru ifadesinin “Size bunlardan daha hayırlısını haber vereyim mi?” sözünde sona erdiğini kabul eden görüştür. Bundan sonrası ise “Allah’tan sakınanlar için cennetler vardır” şeklinde yeni başlayan haberdir. Böylece ayetin çıkışı haber üslubunda olur ve Allah’ın “Size haber vereyim mi?” buyurduğu hayrın ne olduğunu açıklamış olur. Bu durumda cümlede gizli bir zamire ihtiyaç kalmaz.
Ebu Cafer Muhammed b. Cerir et-Taberî dedi ki: “Orada ebedî kalacaklardır” sözü mansub olup “kesme” yoluyla gelmiştir. “Allah’tan sakınanlar” sözünün anlamı ise Allah’tan korkup O’na itaat eden, farzlarını yerine getirip günahlarından kaçınan kimselerdir.
“Rableri katında” sözünün anlamı şudur: Onlar için Rableri katında altlarından ırmaklar akan cennetler vardır. “Cennetler” bostanlar demektir. Bunun delillerini daha önce açıklamıştık. “Altlarından ırmaklar akar” sözünün anlamının ağaçların altından akan nehirler olduğunu; orada ebedî kalmanın ise sonsuza kadar kalmak anlamına geldiğini daha önce açıklamıştık. “Tertemiz eşler” ise cennet kadınlarıdır; onlar dünya kadınlarında bulunan hayız, meni, idrar, lohusalık ve benzeri bütün eziyetlerden temizlenmişlerdir. Bu konuda daha önce yeterli açıklama geçtiği için burada tekrar etmeye gerek yoktur.
“Allah’tan bir rıza vardır” sözünün anlamı Allah’ın hoşnutluğudur. Bu kelime “Allah falandan razı oldu” sözünden türeyen mastardır. Bunun “rıza”, “rıdvan”, “rıdvan” ve “merdat” şeklinde kullanımları vardır. “Rıdvan” şeklindeki okuyuş Kays lehçesidir ve Asım da böyle okurdu.
Allah’ın, muttakiler için zikrettiği nimetler arasında özellikle kendi rızasını anmasının sebebi, Allah’ın rızasının cennet ehline verilen ikramların en üstünü olmasıdır. İbn Beşşar bize rivayet etti, dedi ki: Ebu Ahmed ez-Zübeyrî bana rivayet etti; Süfyan’dan, o da Muhammed b. Münkedir’den, o da Cabir b. Abdullah’tan rivayet ettiğine göre Cabir şöyle dedi: Rasulullah şöyle buyurdu: “Cennet ehli cennete girdikleri zaman Allah Teâlâ şöyle buyurur: Size bundan daha üstününü vereceğim. Onlar: Ey Rabbimiz! Bundan daha üstün ne olabilir? derler. Allah da: Size rızamı vereceğim, der.”
“Allah kulları hakkıyla görendir” sözünün anlamı ise şudur: Allah, kullarından kendisinden korkup itaat edenleri, dünya hayatında kadınlara, oğullara ve diğer şehvetlere duydukları sevgiyi bırakıp Allah’ın muttakiler için hazırladığı nimetleri tercih edenleri görmektedir. Yine Allah, kendisinden korkmayan, O’na isyan eden, şeytana uyan ve kadınlar, oğullar ve mallar gibi dünya şehvetlerini Allah’ın kalıcı nimetlerine tercih edenleri de görmektedir. Allah onların her birini tam olarak bilmektedir ve dönüşleri kendisine olduğunda herkese amelinin karşılığını verecektir; iyilik yapanı iyiliğiyle, kötülük yapanı da kötülüğüyle karşılayacaktır.
Hz.Ateist Tefsiri
Henüz eklenmedi…