Allah’a verdikleri sözü ve yeminlerini az bir bedel karşılığında satanlar var ya, işte onların ahirette hiçbir nasibi yoktur. Allah kıyamet gününde onlarla konuşmayacak, onlara bakmayacak, onları temize çıkarmayacaktır. Onlar için elem verici bir azap vardır.
Okunuşu ve Kelime Anlamı
İnne llezine yeşterune bi-ahdi llah ve eymanihim semenen kalilen (Allah’ın ahdini ve yeminlerini az bir karşılığa satanlar) ulaike la halaka lehum fi l-ahire (onların ahirette payı yoktur) ve la yukellimuhumu llahu (Allah onlarla konuşmaz) ve la yenzuru ileyhim (onlara bakmaz) yevme l-kiyame (kıyamet günü) ve la yuzekkihim (onları temizlemez) ve lehum azabun elim (onlar için acı azap vardır)
Mukatil Tefsiri
“Allah’a verdikleri sözü ve yeminlerini az bir bedel karşılığında satanlar” ifadesiyle, dünya malından değersiz ve geçici bir menfaat karşılığında Allah’ın ahdini bozan Yahudi önderleri kastedilmektedir. “İşte onların ahirette hiçbir nasibi yoktur” buyruğu, onların ahirette hiçbir pay ve nasiplerinin bulunmadığı anlamına gelir.
“Allah kıyamet gününde onlarla konuşmayacak, onlara bakmayacak ve onları temize çıkarmayacaktır” buyruğu ise, hesap ve sorgulamadan sonra Allah’ın onları arındırmayacağı ve temize çıkarmayacağı anlamındadır.
“Onlar için elem verici bir azap vardır” yani onlar için acı veren, şiddetli bir azap bulunmaktadır.
Taberi Tefsiri
Yüce Allah bununla şunu kastetmektedir: Allah’ın peygamberlerine indirdiği kitaplarda kendilerine emanet ettiği ahdi, yani Muhammed’e uymaları, onu tasdik etmeleri, ona ve Allah katından getirdiklerine iman etmeleri yönündeki emrini terk ederek; ayrıca insanlara ait, kendilerine emanet edilmiş malları haksız yere elde etmek için ettikleri yalan yeminleri kullanarak bunları değersiz bir dünya menfaatine değiştirenler vardır. “Az bir bedel” ifadesiyle dünyanın geçici menfaatleri ve değersiz nimetleri kastedilmektedir. “İşte onların ahirette hiçbir nasibi yoktur” yani böyle davrananların ahiret nimetlerinden hiçbir payı olmayacaktır; cennetin nimetlerinden ve Allah’ın cennet ehline hazırladığı ikramlardan hiçbir nasip elde edemeyeceklerdir. Daha önce “hılâk” kelimesinin anlamı hakkındaki görüş ayrılıklarını ve bunlar arasında tercih edilen görüşü açıkladığımız için burada tekrar etmiyoruz. “Allah kıyamet gününde onlarla konuşmayacaktır” ifadesi, Allah’ın onlarla kendilerini sevindirecek ve hoşnut edecek bir şekilde konuşmayacağı anlamına gelir. “Onlara bakmayacaktır” yani Allah onlara rahmet ve iyilik nazarıyla yönelmeyecektir. Arapların “Allah sana baksın” sözünde olduğu gibi bunun anlamı “Allah sana rahmet etsin ve iyilikte bulunsun” demektir. Yine “Allah duanı işitmesin” denildiğinde maksat “Allah duanı kabul etmesin” anlamıdır. Oysa Allah’a hiçbir şey gizli değildir. Şairin şu sözü de bu anlamdadır: “Allah’a dua ettim, öyle ki sonunda Allah söylediklerimi işitmiyor diye korktum.” “Onları temize çıkarmayacaktır” ifadesi ise Allah’ın onları günahlarının ve küfürlerinin kirinden arındırmayacağı anlamına gelir. “Onlar için elem verici bir azap vardır” yani onlar için acı ve ıstırap verici bir azap hazırlanmıştır.
Müfessirler bu ayetin hangi sebeple indiği ve kimler hakkında nazil olduğu hususunda farklı görüşler zikretmişlerdir. Bir kısmı bunun Yahudi hahamları hakkında nazil olduğunu söylemiştir. İkrime şöyle demiştir: Bu ayet Ebû Râfi‘, Kinâne b. Ebî’l-Hukayk, Ka‘b b. Eşref ve Huyey b. Ahtab hakkında inmiştir. Başka âlimler ise ayetin Eş‘as b. Kays ile bir hasmı hakkında nazil olduğunu söylemişlerdir. Abdullah b. Mesud’dan rivayet edildiğine göre Resûlullah şöyle buyurmuştur: “Kim bir Müslümanın malını almak için bile bile yalan yere yemin ederse, Allah’ın huzuruna O kendisine gazap etmiş olduğu halde çıkar.” Bunun üzerine Eş‘as b. Kays şöyle demiştir: “Vallahi bu olay benim hakkımda meydana geldi. Benimle bir Yahudi arasında bir arazi anlaşmazlığı vardı. O hakkımı inkâr etti. Onu Peygamber’in huzuruna götürdüm. Resûlullah bana: ‘Delilin var mı?’ dedi. Ben: ‘Hayır’ dedim. Bunun üzerine Yahudi’ye: ‘Yemin et’ buyurdu. Ben de: ‘Ey Allah’ın Resûlü! O yemin eder ve malımı alıp gider’ dedim. Bunun üzerine Allah Teâlâ: ‘Allah’a verdikleri sözü ve yeminlerini az bir bedel karşılığında satanlar…’ ayetini indirdi.”
Başka bir rivayette Adiyy b. Umeyre’den nakledildiğine göre İmruülkays ile Hadramutlu bir adam arasında bir anlaşmazlık vardı. Dava Peygamber’e götürüldü. Resûlullah Hadramutlu adama: “Delilini getir, aksi halde onun yemini geçerli olur” buyurdu. Adam: “Ey Allah’ın Resûlü! Eğer yemin ederse arazim gider” dedi. Bunun üzerine Resûlullah şöyle buyurdu: “Kim kardeşinin hakkını almak için yalan yere yemin ederse Allah’ın huzuruna O kendisine gazap etmiş olduğu halde çıkar.” Bunun üzerine İmruülkays: “Ey Allah’ın Resûlü! Hakkın ona ait olduğunu bildiği halde ondan vazgeçen kimseye ne vardır?” diye sordu. Resûlullah: “Cennet vardır” buyurdu. Bunun üzerine İmruülkays: “Seni şahit tutuyorum ki ben o haktan vazgeçtim” dedi. Bu rivayetin bazı tariklerinde, bu olay üzerine “Allah’a verdikleri sözü ve yeminlerini az bir bedel karşılığında satanlar…” ayetinin nazil olduğu da zikredilmiştir.
İbn Cüreyc’in naklettiğine göre başka âlimler şöyle demiştir: Eş‘as b. Kays ile bir adam arasında, o adamın elinde bulunan bir arazi konusunda anlaşmazlık çıkmıştı. Eş‘as cahiliye dönemindeki nüfuzuna güvenerek o araziyi almıştı. Dava Resûlullah’a götürüldüğünde Peygamber: “Delilini getir” buyurdu. Adam: “Eş‘as’a karşı şahitlik edecek kimsem yok” dedi. Bunun üzerine Resûlullah: “O halde onun yemini vardır” buyurdu. Eş‘as yemin etmek üzere ayağa kalkınca Allah Teâlâ bu ayeti indirdi. Bunun üzerine Eş‘as yemin etmekten vazgeçti ve: “Allah’ı ve sizi şahit tutuyorum ki hasmım doğrudur” dedi. Sonra araziyi sahibine geri verdi ve hatta elinde başkasına ait bir hak kalmış olmasından korktuğu için kendi arazisinden de ona fazladan verdi. Rivayete göre bu arazi daha sonra o adamın nesline miras kaldı.
Abdullah b. Mesud’dan gelen başka bir rivayette de şöyle denilmektedir: “Kim bir mala hak kazanmak için yalan yere yemin ederse Allah’ın huzuruna O kendisine gazap etmiş olduğu halde çıkar.” Ardından Allah Teâlâ bunu doğrulamak üzere şu ayeti indirdi: “Allah’a verdikleri sözü ve yeminlerini az bir bedel karşılığında satanlar…” Daha sonra Eş‘as b. Kays yanımıza geldi ve: “Ebû Abdurrahman size ne anlattı?” diye sordu. Biz de anlatılanları kendisine aktardık. Bunun üzerine şöyle dedi: “Doğru söylemiştir. Bu ayet benim hakkımda nazil olmuştur. Benimle bir adam arasında bir kuyu konusunda anlaşmazlık vardı. Davayı Peygamber’e götürdük. Resûlullah bana: ‘Ya iki şahidin olacak ya da onun yemini’ buyurdu. Ben: ‘O halde yemin eder ve çekinmez’ dedim. Bunun üzerine Resûlullah: ‘Kim bir mala hak kazanmak için bile bile yalan yere yemin ederse Allah’ın huzuruna O kendisine gazap etmiş olduğu halde çıkar’ buyurdu.” Ardından Allah Teâlâ bu sözü doğrulayan ayeti indirdi.
Âlimlerden bazıları ise ayetin başka bir olay hakkında nazil olduğunu söylemişlerdir. Şa‘bî’nin rivayetine göre bir adam sabahın erken saatlerinde malını satışa çıkarmıştı. Günün sonunda bir müşteri geldiğinde o adam: “Ben bu malı günün başında bundan daha yüksek bir bedele satmaktan vazgeçtim. Akşam olmasaydı bu fiyata satmazdım” diye yemin etti. Bunun üzerine Allah Teâlâ: “Allah’a verdikleri sözü ve yeminlerini az bir bedel karşılığında satanlar…” ayetini indirdi.
Katâde, “Allah’a verdikleri sözü ve yeminlerini az bir bedel karşılığında satanlar…” ayetinden “Onlar için elem verici bir azap vardır” kısmına kadar olan bölüm hakkında şöyle demiştir: Allah bu kimseleri sihirbazların derecesine indirmiştir. Yine Katâde’nin rivayetine göre İmrân b. Husayn şöyle derdi: “Kim kardeşinin malını almak için yalan yere yemin ederse cehennemdeki yerine hazırlansın.” Kendisine: “Bunu Resûlullah’tan mı işittin?” denildiğinde: “Siz bunun delilini Kur’an’da buluyorsunuz” der ve ardından bu ayeti okurdu. Said b. Müseyyeb de: “Yalan yere edilen ve başkasının hakkını gasbetmeye yarayan yemin büyük günahlardandır” dedikten sonra bu ayeti okurdu. Abdullah b. Mesud ise şöyle derdi: “Biz Resûlullah ile beraber bulunduğumuz dönemde, sahibinin bile bile yalan söylediği ve başkasının hakkını almaya yönelik olan yemini bağışlanmayacak günahlardan sayardık.” Sonra bu ayetin tamamını okurdu.
Hz.Ateist Tefsiri
Henüz eklenmedi…