"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Ali İmran 157

Eğer Allah yolunda öldürülür veya ölürseniz, Allah’tan bir mağfiret ve rahmet, onların topladıkları şeylerden daha hayırlıdır.

Okunuşu ve Kelime Anlamı
Ve le-in kutiltum fi sebilillah ev muttum (Allah yolunda öldürülür veya ölürseniz) le-magfiratun mine llahi ve rahmetun (Allah’tan bağışlama ve rahmet) hayrun mimma yecme‘un (topladıklarından daha hayırlıdır)

Mukatil Tefsiri
Allah Teâlâ bu ayette müminleri Allah yolunda mücadele etmeye teşvik etmektedir. Eğer Allah yolunda öldürülürseniz veya öldürülmeden normal şekilde ölürseniz, Allah tarafından günahlarınız için bir bağışlanma ve size yönelik bir rahmet vardır. Allah’ın vereceği bu bağışlanma ve rahmet, insanların dünyada topladıkları mallardan, servetlerden ve elde ettikleri bütün dünya menfaatlerinden daha hayırlıdır. Bu sebeple müminin amacı dünya malını korumak değil, Allah’ın mağfiret ve rahmetine ulaşmak olmalıdır. (Âl-i İmrân 157)

Taberi Tefsiri
Yüce Allah mümin kullarına hitap ederek şöyle buyurmaktadır: Ey müminler! Bütün işlerin Allah’ın elinde olduğu, diriltmenin ve öldürmenin O’na ait bulunduğu konusunda münafıkların düştüğü şüpheye düşmeyin. Bilakis Allah yolunda cihad edin, Allah’ın düşmanlarıyla savaşın ve şu kesin inançla hareket edin: Savaşta öldürülen de yolculukta ölen de ancak eceli gelmiş ve ölümü yaklaşmış olan kimsedir. Sonra Allah, kendi yolunda yaptıkları cihad karşılığında onlara mağfiret ve rahmet vaat etmiş; Allah yolunda ölmenin veya Allah için öldürülmenin, dünya hayatında topladıkları kırıntılardan ve bolluk içindeki yaşayıştan daha hayırlı olduğunu haber vermiştir. Çünkü onlar bazen bu dünya malı sebebiyle Allah yolunda cihada ağır davranmakta ve düşmanla karşılaşmayı geciktirmektedirler. Nitekim İbn Humeyd bize rivayet etti, dedi ki: Seleme, İbn İshak’tan rivayet etti: “Eğer Allah yolunda öldürülür veya ölürseniz, Allah’tan bir mağfiret ve rahmet, onların topladıkları şeylerden daha hayırlıdır.” Yani ölüm mutlaka gerçekleşecektir. Allah yolunda bir ölüm veya öldürülme, eğer bilseler ve kesin olarak inansalardı, dünya hayatında topladıkları şeylerden daha hayırlıdır. Onlar, ölüm ve öldürülme korkusuyla, topladıkları değersiz dünya malı uğruna cihattan geri kalmakta ve ahirete karşı isteksiz davranmaktadırlar. Yüce Allah’ın: “Allah’tan bir mağfiret ve rahmet, onların topladıkları şeylerden daha hayırlıdır” buyurması ve sözün başında: “Eğer ölür veya öldürülürseniz” ifadesini getirip şartın cevabını açıkça zikretmemesi şu sebeptendir: “Allah’tan bir mağfiret ve rahmet…” ifadesinde şartın cevabına delalet eden bir anlam bulunmaktadır. Çünkü bu ifade haber sûretinde gelmiş bir vaattir. Buna göre sözün anlamı şöyledir: “Eğer Allah yolunda öldürülür veya ölürseniz, Allah mutlaka sizi bağışlayacak ve size merhamet edecektir.” Bu anlam, “Allah’tan bir mağfiret ve rahmet, onların topladıkları şeylerden daha hayırlıdır” ifadesiyle gösterilmiştir. Böylece hem şartın cevabına işaret edilmiş hem de Allah’ın mağfiret ve rahmetinin, insanların tercih ettikleri dünya nimetlerinden ve orada topladıkları şeylerden üstün olduğu bildirilmiştir. Basra dil âlimlerinden bazıları şöyle demiştir: Eğer bir kimse, “Eğer Allah yolunda öldürülür veya ölürseniz” sözünün cevabı nasıl “Allah’tan bir mağfiret ve rahmet” olabilir diye sorarsa, ona şöyle cevap verilir: Sanki şöyle denmiştir: “Eğer ölür veya öldürülürseniz, Allah size mağfiret ve rahmet verecektir.” Çünkü ölüm veya öldürülme Allah yolunda gerçekleştiğinde bunun karşılığında mağfiret ve rahmet vardır. Bu yüzden “Allah’tan bir mağfiret ve rahmet” buyurulmuş, ardından da “Bu mağfiret ve rahmet, topladığınız şeylerden daha hayırlıdır” anlamı kastedilmiştir. “Allah’tan bir mağfiret” ifadesindeki lâm harfi ise baştaki şart edatının gereği olarak gelmiştir. Nitekim Yüce Allah’ın şu sözünde de aynı durum vardır: “Eğer onlara yardım edecek olsalar, mutlaka arkalarını dönüp kaçacaklardır.” (Haşr 12)

Hz.Ateist Tefsiri
Henüz eklenmedi…

https://kutsalayet.de/ali-imran-156/,https://kutsalayet.de/ali-imran-158/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız