"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Ali İmran 148

Bunun üzerine Allah onlara dünya sevabını ve ahiret sevabının güzelliğini verdi. Allah iyilik yapanları sever.

Okunuşu ve Kelime Anlamı
Fe-atâhumu llahu sevabe d-dunya (Allah onlara dünya sevabını verdi) ve husne sevabi l-ahire (ve ahiretin güzel sevabını) vallahu yuhibbu l-muhsinin (Allah iyilik yapanları sever)

Mukatil Tefsiri
Allah Teâlâ, bu şekilde davranan, sabreden, dua eden ve Allah yolunda mücadele eden kimselere dünya mükâfatını vermiştir. Dünya mükâfatından maksat, onlara verilen zafer ve ganimettir. Bunun yanında Allah onlara ahiret mükâfatının en güzelini de vermiştir ki bu, Allah’ın cenneti ve rızasıdır. Kim böyle davranırsa iyilik yapmış olur. Bundan dolayı Allah Teâlâ: “Allah iyilik yapanları sever.” buyurmuştur. Yani Allah, kendisine itaat eden, cihad eden, sabreden ve emrine uygun davranan kimseleri sever.

Taberi Tefsiri
Yüce Allah’ın bu buyruğunun anlamı şudur: Allah, peygamberlerinin öldürülmesinden sonra O’na itaate sabretmeleri, düşmanlarıyla cihad etmeleri, işlerinde Allah’tan yardım istemeleri ve önderlerinin yolunu izlemeleri gibi niteliklerle vasıflandırdığı kimselere, Allah yolunda gösterdikleri gayret karşılığında dünya sevabını verdi. “Dünya sevabı”ndan maksat, dünyadaki karşılıktır. Bu da düşmanlarına ve Allah’ın düşmanlarına karşı zafer kazanmaları, galip gelmeleri, fethe ulaşmaları ve yeryüzünde kendilerine hâkimiyet verilmesidir.

“Ahiret sevabının güzelliği” ise, dünyada önceden işledikleri salih amellere karşılık ahirette verilecek en güzel mükâfat demektir. Bu da cennet ve onun nimetleridir.

Nitekim Bişr bize rivayet etti, dedi ki: Yezîd bize rivayet etti, dedi ki: Saîd, Katâde’den rivayet etti. Katâde, “Onların sözü ancak şöyle demeleri oldu: Rabbimiz! Günahlarımızı bağışla…” (Âl-i İmrân 147) ayetinden başlayarak “Allah iyilik yapanları sever” (Âl-i İmrân 148) buyruğuna kadar okudu ve şöyle dedi: Allah onlara dünyada fetih, üstünlük, güç, hâkimiyet ve düşmanlarına karşı zafer verdi. “Ahiret sevabının güzelliği” ise, ahiretteki güzel mükâfattır; o da cennettir.

Müsennâ bana rivayet etti, dedi ki: İshak bize rivayet etti, dedi ki: Abdullah b. Ebî Ca‘fer, babasından, o da Rebî‘den rivayet etti. Rebî‘, “Onların sözü…” (Âl-i İmrân 147) ayeti hakkında benzeri açıklamalarda bulundu.

Kasım bize rivayet etti, dedi ki: Hüseyin bize rivayet etti, dedi ki: Haccâc, İbn Cüreyc’den rivayet etti. İbn Cüreyc, “Allah onlara dünya sevabını verdi” (Âl-i İmrân 148) buyruğu hakkında şöyle dedi: Bu, zafer ve ganimettir. “Ahiret sevabının güzelliği” ise Allah’ın rızası ve rahmetidir.

İbn Humeyd bize rivayet etti, dedi ki: Seleme, İbn İshak’tan rivayet etti. İbn İshak şöyle dedi: “Allah onlara dünya sevabını verdi” (Âl-i İmrân 148), yani düşmanlarına karşı güzel bir üstünlük verdi. “Ahiret sevabının güzelliği” ise cennet ve orada hazırlanmış olan nimetlerdir.

Yüce Allah’ın: “Allah iyilik yapanları sever” (Âl-i İmrân 148) buyruğunun anlamı şudur: Allah bunu onların iyilikleri sebebiyle yaptı. Çünkü O, iyilik yapanları sever. Bunlar, peygamberleri öldürüldüğünde Allah’ın kendileri hakkında anlattığı şekilde davranan kimselerdir.

Hz.Ateist Tefsiri
Henüz eklenmedi…

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/ali-imran-147/,https://kutsalayet.de/ali-imran-149/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız