"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Ali İmran 115

Onlar ne hayır işlerlerse, onun karşılığından mahrum bırakılmayacaklardır. Allah takva sahiplerini bilir.

Okunuşu ve Kelime Anlamı
Ve ma yef‘alu min hayrin fe-len yukferuh (yaptıkları hiçbir iyilik inkâr edilmez) vallahu alimun bi-l-muttakin (Allah sakınanları bilir)

Mukatil Tefsiri
Onların yaptıkları hiçbir hayır zayi edilmeyecek, aksine Allah tarafından kabul edilip karşılığı verilecektir. Allah, takvâ sahiplerini, yani Abdullah b. Selâm ve arkadaşlarını çok iyi bilmektedir.

Taberi Tefsiri
Kıraat âlimleri bu ayetin okunuşunda ihtilaf etmişlerdir. Kûfe kıraat âlimlerinin çoğu her iki fiili de üçüncü şahıs olarak “Onlar ne hayır işlerlerse, onun karşılığından mahrum bırakılmayacaklardır” şeklinde okumuşlardır. Bunu, Yüce Allah’ın iyiliği emreden ve kötülükten sakındıran kimseler olarak nitelediği topluluğun sıfatına bağlı kabul etmişlerdir. Medine ve Hicaz kıraat âlimlerinin çoğu ile Kûfe kıraat âlimlerinden bazıları ise her iki fiili de ikinci şahıs olarak “Siz ne hayır işlerseniz, onun karşılığından mahrum bırakılmayacaksınız” şeklinde okumuşlardır. Buna göre anlam: Ey müminler! Siz ne hayır yaparsanız, Rabbiniz onun karşılığını size eksiltmez, demektir. Basra kıraat âlimlerinden bazıları ise bu iki okuyuşun da, yani hem “onlar yaparlar” hem de “siz yaparsınız” şeklindeki okuyuşun caiz olduğunu kabul etmiştir.

Bize göre doğru okuyuş, her iki fiilin de üçüncü şahıs olarak okunmasıdır: “Onlar ne hayır işlerlerse, onun karşılığından mahrum bırakılmayacaklardır.” Bununla, dosdoğru duran ve Allah’ın ayetlerini okuyan ümmet hakkında haber verilmiş olur. Biz bu okuyuşu tercih ettik; çünkü bu ayetten önceki ayetlerde söz konusu edilenler onlardır. Bu ayette de anlamı onların sıfatından başka bir yöne çevirmeyi gerektiren bir delil bulunmadığına göre, bu ayeti önceki ayetlerin anlamına bağlamak, onu önceki bağlamdan koparmaktan daha uygundur. İbn Abbas’ın da bu ayeti her iki fiilde üçüncü şahısla okuduğu rivayet edilmiştir.

Buna göre ayetin tevili şöyledir: Bu ümmet Allah’ın rızasına uygun hangi hayrı işlerse, Allah onu kendilerine karşılıksız bırakmaz. Yani Allah onların bu amellerinin sevabını boşa çıkarmaz, onları bu ameller sebebiyle karşılıksız bırakmaz; aksine onlara bol sevap verir ve onlar için ikramı ve karşılığı artırır. Daha önce “küfr” kelimesinin asıl anlamının bir şeyi örtmek olduğunu delilleriyle açıklamıştık. Burada da “onun karşılığından mahrum bırakılmayacaklardır” ifadesinin anlamı şudur: Onların yaptıkları hayır örtülüp yok sayılmayacak, karşılıksız bırakılmayacaktır. Bilakis yaptıkları hayır sebebiyle mükâfatlandırılacaklar ve kendilerine bol sevap verilecektir.

Tefsir ehli de bu konuda bizim söylediğimiz anlama yakın açıklamalar yapmıştır. Katâde, “Siz ne hayır yaparsanız, onun karşılığından mahrum bırakılmayacaksınız” ifadesi hakkında şöyle demiştir: “O sizden kaybolmayacaktır.” Rebî‘den de buna benzer bir açıklama nakledilmiştir.

“Allah takva sahiplerini bilir” buyruğunun anlamı ise şudur: Yüce Allah, kendisine itaat ederek ve günahlarından sakınarak takva sahibi olanları bilir. Onların salih amellerini korur ki, onları bu ameller sebebiyle mükâfatlandırsın ve karşılığını versin. Bu, Allah tarafından onlara dünya hayatında verilmiş bir müjde ve razı olduğu güzel ahlak üzere sebat etmeleri için bir teşviktir.

Hz.Ateist Tefsiri
Henüz eklenmedi…

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/ali-imran-114/,https://kutsalayet.de/ali-imran-116/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız