el-Harki’nin sözünün zahirinden anlaşılan, söz konusu muhayyerliğin (meclisten) ayrılmaya değin uzayacağı, ne akitten önce ve ne de sonrasında birisinin muhayyerliğiyle iptal olmayacağı şeklindedir. Bu, İmam Ahmed’den gelen iki görüşünden birisini oluşturmaktadır. Çünkü Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem)’den: “Satıcı ile alıcı birbirlerinden ayrılmadıkça muhayyerdirler.” şeklinde gelen rivayetlerin çoğu bir kayıt ve tahsis getirmeden gelmiştir. İkinci görüşe göre muhayyerlik, iki taraftan birisinin muhayyerliği ile iptal olur. Bu ise Şafii mezhebine aittir. En doğrusu da budur. Çünkü İbn Ömer hadisinde, Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurur: “Eğer bunların biri diğerini muhayyer kılar da bu muhayyerlik üzere alışveriş yaparlarsa bu satış vacip olmuştur.” Yani ilzam olup gerçekleşmiştir. Bir lafız da şöyledir: “Alışverişten sonra ayrılsalar da ve onların hiçbiri satışı terk, yani feshedemez, ayrılmadan sonra da satış vacip olmuştur.” Fazla olan rivayeti almak daha evla sayılır.
Bir mecliste akdin başında ve sonrasında birisinin muhayyer olma durumu aynıdır. Akdin başında yapılan muhayyerlik satıcının: “Sana sattım artık aramızda (cayma) muhayyerliği yoktur.” demesi ve alıcının da bunu kabul etmesidir. Bu durumda, ikisi arasında muhayyerlik cari değildir. Akdin sonrasında yapılan muhayyerlik ise satıştan sonra alıcı ve satıcıdan her birisinin: “Satışın devamını istiyorum ya da muhayyerlik hakkımı düşürüyorum.” demesidir ve neticede her iki taraf için de akit ilzam olur. Şayet birisi muhayyer olur da diğeri olmazsa, sadece onun hakkında akit ilzam olur.
Şafii ashabı ise; Akdin başında birisinin muhayyer olması hakkında iki görüş gelmiştir: En kuvvetli olanı ise bunun muhayyerliği ile kopukluğa uğramayacağıdır. Çünkü bu sebebinden evvel hakkı düşürmek anlamına gelir ki bu da caiz değildir.
Şöyle cevap verilmiştir: Bir defa durum böyle değildir. Zira muhayyerlik sebebi; mutlak olan alışveriş için mevzu bahistir. Ama muhayyerlik ile birlikte alışveriş yapmak, ona ait bir sebep sayılmaz. Sonra eğer bu muhayyerlik, sebebi olarak sabit olacak olursa o takdirde engelleyen kişi ona yakın olmuş olacak, hükmü de sabit olmayacaktır.
Akdin başında muhayyer olmak şeklinde birisinin muhayyerliğinin kopukluğa uğramasının delili; Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’in: “Eğer bunların biri diğerini muhayyer kılar da bu muhayyerlik üzere alışveriş yaparlarsa bu satış vacip olmuştur.” ve “İkisinin alışverişi muhayyerlik üzere olursa bu satış vacip olmuştur.” şeklindeki buyruğudur. Bu da hüküm vermede aşikardır ve buna muhalefet eden kimseye de itibar edilmez.