Hüseyin b. Muhammed, Muallâ b. Muhammed’den ve Ali b. Muhammed de Salih b. Ebû Hammâd’dan, her ikisi de Veşşâ’dan, o da Ahmed b. Âiz’den, o da Ebû Hadîce’den, o da Muallâ b. Huneys’ten rivayet etti. Ebû Abdullah şöyle buyurdu: Bir adam Nebi’ye, “Ey Allah’ın Resûlü! Bana öğret” dedi. Resûlullah, “Git ve öfkelenme” buyurdu. Adam, “Bu bana yeter” dedi ve ailesinin yanına döndü. Bir de baktı ki kavmi arasında savaş çıkmış, saflar kurulmuş ve silahlar kuşanılmıştı. O da silahını kuşanıp onların arasına katıldı. Sonra Resûlullah’ın “Öfkelenme” sözünü hatırladı. Bunun üzerine silahını attı ve kavminin düşmanı olan topluluğa doğru yürüdü. Onlara şöyle dedi: “Sizin tarafınızda meydana gelen ve izi bulunmayan herhangi bir yaralama, öldürme veya darp varsa onun bedelini kendi malımdan ödeyeceğim.” Bunun üzerine karşı taraf şöyle dedi: “Ne olmuşsa sizin olsun. Biz buna senden daha layığız.” Böylece iki taraf barıştı ve öfke ortadan kalktı.