Hüseyin b. Muhammed, Muallâ b. Muhammed’den; o Ebû Ali’den; o Muhammed b. Hasan’dan; o Hüseyin b. Râşid’den; o Hüseyin b. Ulvân’dan rivayet etti. O şöyle dedi: “Biz ilim aradığımız bir mecliste bulunuyorduk. Bazı yolculuklarımda nafakam tükenmişti. Arkadaşlarımızdan biri bana, ‘Başına gelen bu iş için kimden ümit bekliyorsun?’ dedi. Ben, ‘Falan kişiden’ dedim. Bunun üzerine, ‘Öyleyse Allah’a yemin olsun, ihtiyacın karşılanmaz, ümidin sana ulaşmaz ve isteğin başarıya ermez’ dedi. Ben, ‘Allah sana rahmet etsin, bunu nereden bildin?’ dedim. O şöyle dedi: ‘Ebû Abdullah bana anlattı ki o bazı kitaplarda Allah Tebâreke ve Teâlâ’nın şöyle buyurduğunu okumuştur: İzzetime, celalime, yüceliğime ve Arşım üzerindeki üstünlüğüme yemin olsun ki, benden başkasından ümit bekleyen herkesin ümidini mutlaka ümitsizlikle keserim; ona insanlar yanında zillet elbisesi giydiririm; onu yakınlığımdan uzaklaştırır ve lütfumdan mahrum ederim. Şiddetler benim elimdeyken şiddetlerde benden başkasını mı umuyor? Benden başkasından mı ümit bekliyor ve düşüncesiyle benden başkasının kapısını mı çalıyor? Oysa kapıların anahtarları benim elimdedir; onlar kapalıdır, benim kapım ise bana dua eden kimseye açıktır. Hangi kimse vardır ki felaketleri için beni ummuş da ben onu onlardan dolayı yarı yolda bırakmışım? Hangi kimse vardır ki büyük bir iş için benden ümit etmiş de ben onun benden olan ümidini kesmişim? Kullarımın ümitlerini katımda korunmuş kıldım; fakat onlar benim korumama razı olmadılar. Göklerimi tesbihimden usanmayanlarla doldurdum ve onlara, benimle kullarım arasındaki kapıları kapatmamalarını emrettim; fakat onlar sözüme güvenmediler. Başına benim felaketlerimden bir felaket gelen kimse, onu benden başkasının, ancak benim iznimden sonra giderebileceğini bilmez mi? Bana ne oluyor ki onu benden gafil görüyorum? Ben ona cömertliğimle istemediği şeyi verdim, sonra onu ondan aldım; fakat onu geri vermemi benden istemedi, benden başkasından istedi. Acaba beni istemeden önce vermeye başlayan, sonra kendisinden istenince isteyenine cevap vermeyen biri mi sanıyor? Ben cimri miyim ki kulum beni cimri saysın? Cömertlik ve kerem bana ait değil midir? Af ve rahmet benim elimde değil midir? Ben ümitlerin varacağı yer değil miyim? O hâlde kim onları benden kesebilir? Ümit edenler benden başkasını ummaktan korkmazlar mı? Eğer göklerimin ehli ve yerimin ehli hep birlikte benden ümit etseler, sonra onların her birine hepsinin umduğu kadarını versem, mülkümden bir zerre organı kadar bile eksilmez. Benim yönettiğim mülk nasıl eksilir? Rahmetimden ümit kesenlere yazıklar olsun! Bana isyan edip beni gözetmeyenlere yazıklar olsun!’”