Hüseyin b. Muhammed → Muallâ b. Muhammed → Ashabından bazıları → Ebu Basîr.
Ebu Basîr şöyle dedi: Sultan peşinde giden bir komşum vardı; mal elde etmiş, şarkıcı cariyeler hazırlamıştı. İnsanları yanında toplar, sarhoş edici içki içer ve bana eziyet ederdi. Bunu kendisine birden fazla kez şikâyet ettim, fakat vazgeçmedi. Üzerine ısrar edince bana şöyle dedi: Ey adam! Ben belaya tutulmuş bir adamım, sen ise afiyette bir adamsın. Beni sahibine arz etsen, Allah’ın senin sebebinle beni kurtaracağını umarım. Bu söz onun için kalbime düştü. Ebu Abdullah’ın yanına varınca onun hâlini kendisine anlattım. Bana şöyle buyurdu: Kûfe’ye döndüğünde o sana gelecek. Ona de ki: Ca‘fer b. Muhammed sana şöyle diyor: Üzerinde bulunduğun şeyi bırak; ben de Allah katında sana cenneti garanti edeyim. Kûfe’ye döndüğümde gelenlerin arasında o da bana geldi. Evim boşalıncaya kadar onu yanımda tuttum. Sonra ona şöyle dedim: Ey adam! Ben seni Ebu Abdullah Ca‘fer b. Muhammed es-Sâdık’a anlattım. O bana şöyle dedi: Kûfe’ye döndüğünde o sana gelecek; ona de ki: Ca‘fer b. Muhammed sana şöyle diyor: Üzerinde bulunduğun şeyi bırak; ben de Allah katında sana cenneti garanti edeyim. Bunun üzerine ağladı ve bana, “Allah aşkına, Ebu Abdullah sana gerçekten bunu söyledi mi?” dedi. Ben de ona söylediğim şeyi bana söylediğine dair yemin ettim. O bana, “Bu bana yeter” dedi ve gitti. Birkaç gün sonra bana haber gönderip beni çağırdı. Bir de baktım ki evinin arkasında çıplak duruyor. Bana şöyle dedi: Ey Ebu Basîr! Allah’a yemin olsun ki evimde hiçbir şey kalmadı; hepsini çıkardım, işte beni gördüğün hâlde bıraktım. Ben de kardeşlerimize gittim ve ona giydireceğim şeyleri topladım. Aradan az gün geçmeden bana, “Ben hastayım, bana gel” diye haber gönderdi. Ben de ona gidip gelmeye ve onu tedavi etmeye başladım; nihayet ölüm ona indi. Yanında oturuyordum, can veriyordu. Bir baygınlık geçirdi, sonra ayıldı ve bana şöyle dedi: Ey Ebu Basîr! Sahibin bize verdiği sözü yerine getirdi. Sonra vefat etti; Allah’ın rahmeti üzerine olsun. Hacca gittiğimde Ebu Abdullah’a geldim ve huzuruna girmek için izin istedim. İçeri girdiğimde, ben daha evin içinden gelmekte, bir ayağım avluda diğer ayağım evinin dehlizindeyken bana ilkin şöyle buyurdu: Ey Ebu Basîr! Sahibin için verdiğimiz sözü yerine getirdik.