"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Kafi 347

Muhammed b. Hüseyin, Sâlih b. Hamza’dan, o da Feth b. Abdullah Mevlâ Benî Hâşim’den rivayet etti. Feth şöyle dedi:

Ebû İbrahim’e tevhidle ilgili bazı hususları sormak üzere yazdım. Bana kendi el yazısıyla şu cevabı gönderdi:

“Hamd, kullarına kendisine hamdetmeyi ilham eden Allah’a mahsustur.”

Daha sonra Sehl b. Ziyâd’ın rivayet ettiği metnin benzerini, şu ifadeye kadar zikretti:

“Varlığı, vehimlerin dolaşan tasavvurlarını bastırmıştır.”

Ardından şu ilavede bulundu:

“Dinin başlangıcı O’nu tanımaktır. O’nu tanımanın kemali O’nu birlemektir. O’nu birlemenin kemali ise O’ndan sıfatları nefyetmektir. Çünkü her sıfat, sıfatlandırılan şeyden başka olduğuna; sıfatlandırılan da sıfattan başka olduğuna şahitlik eder. Bu ikisinin birlikte bulunması ise ikiliği gerektirir; ezeliyet ise ikiliği kabul etmez.

Kim Allah’ı nitelendirirse O’na sınır koymuş olur. Kim O’na sınır koyarsa O’nu sayıya dâhil etmiş olur. Kim O’nu sayıya dâhil ederse O’nun ezeliyetini geçersiz kılmış olur.

Kim ‘Nasıl?’ derse O’nun niteliğini araştırmış olur. Kim ‘Neyin içinde?’ derse O’nu bir şeyin içine yerleştirmiş olur. Kim ‘Neyin üzerinde?’ derse O’nu bilmemiş olur.

“Kim ‘Nerede?’ derse O’ndan başka yerleri boş bırakmış olur. Kim ‘O nedir?’ derse O’nu nitelemiş olur. Kim ‘Nereye kadar?’ derse O’na bir son sınır belirlemiş olur.

O, bilinen hiçbir şey yokken de âlimdi. Yaratılmış hiçbir şey yokken de yaratıcıydı. Terbiye edilen hiçbir varlık yokken de Rab idi.

Rabbimiz işte böyle nitelendirilir ve niteleyenlerin nitelemelerinden daha yücedir.”

https://kutsalayet.de/kafi-346/,https://kutsalayet.de/kafi-348/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız