Muhammed b. Ebi Abdullah’ın, Muhammed b. İsmail’den, onun Hüseyin b. Hasan’dan, onun Bekr b. Salih’ten, onun Hasan b. Saîd’den, onun Abdullah b. Muğîre’den, onun Muhammed b. Ziyâd’dan rivayet ettiğine göre Muhammed b. Ziyâd şöyle dedi:
Yûnus b. Zibyân’ın şöyle dediğini işittim:
Ebu Abdullah’ın huzuruna girdim ve:
“Hişam b. Hakem çok büyük bir söz söylüyor; ancak ben onun görüşünden sadece birkaç cümleyi size aktaracağım. O, Allah’ın cisim olduğunu iddia ediyor. Çünkü ona göre varlıklar iki kısımdır: Cisim ve cismin fiili. Bu sebeple yaratıcının fiil anlamında olması mümkün değildir; fakat fail anlamında olması mümkündür.”
dedim.
Bunun üzerine Ebu Abdullah şöyle buyurdu:
“Yazık ona! Cisim denilen şeyin sınırlı ve sonlu olduğunu, suretin de sınırlı ve sonlu olduğunu bilmiyor mu? Bir şey sınır kabul ederse artmayı ve eksilmeyi de kabul eder. Artma ve eksilmeyi kabul eden şey ise yaratılmış olur.”
Ben:
“Öyleyse ne söyleyeyim?” dedim.
Şöyle buyurdu:
“Ne cisimdir ne de surettir. O, cisimleri cisim yapan ve suretleri suretlendiren varlıktır. Parçalara ayrılmaz, sonlu değildir, artmaz ve eksilmez. Eğer onların söyledikleri gibi olsaydı yaratıcı ile yaratılmış arasında, meydana getiren ile meydana getirilen arasında hiçbir fark kalmazdı. Fakat O meydana getirendir. Cisim verdiği, suret verdiği ve yarattığı şeylerle kendisi arasında fark vardır. Çünkü hiçbir şey O’na benzemez ve O da hiçbir şeye benzemez.”