Ahmed b. İdrîs’in, Muhammed b. Abdülcebbâr’dan, onun Safvân b. Yahyâ’dan, onun Ali b. Ebi Hamza’dan rivayet ettiğine göre Ali b. Ebi Hamza şöyle dedi:
Ebu Abdullah’a:
“Hişam b. Hakem’in sizden şöyle rivayet ettiğini duydum: Allah samed olan nuranî bir cisimdir; O’nun bilgisi zarurîdir ve bunu yaratıklarından dilediğine lütfeder.”
dedim.
Bunun üzerine Ebu Abdullah şöyle buyurdu:
“Her türlü noksanlıktan münezzehtir o Allah ki O’nun nasıl olduğunu kendisinden başka hiç kimse bilemez. ‘Hiçbir şey O’nun benzeri değildir. O hakkıyla işiten ve hakkıyla görendir.’ (Şûrâ 11) O sınırlandırılamaz, hissedilemez, cisim olarak düşünülemez. ‘Gözler O’nu idrak edemez.’ (En‘âm 103) Ne gözler ne diğer duyular O’nu kavrayabilir. Hiçbir şey O’nu kuşatamaz. O ne cisimdir, ne surettir, ne şekildir, ne de sınırlandırılmış bir varlıktır.”