"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

El-Künase savaşı

Bu yılda Tahir, komutanlarından bazılarını Bağdat’ın çeşitli bölgelerine yerleştirdi. el-Alâ b. el-Vaddah el-Ezdî’yi, yanındakiler ve kendisine katılanlarla birlikte el-Vaddahiyye’de Büyük Muhavvel üzerine yerleştirdi. Kardeşi Nuaym b. el-Vaddah’ı ise Türklerle ve beraberindekilerle birlikte Sârat kanalı kıyısında Ebû Eyyûb mahallesinin yanına yerleştirdi. Aylar boyunca sürekli savaştı. Her iki taraf da direnç gösterdi. Bu süre içinde el-Künase’de bir savaş yaptılar. Tahir bu savaşı bizzat yönetti. Muhammed’in kuvvetlerinden çok sayıda kişi öldürüldü.

Amr b. Abdülmelik şöyle dedi:

Pazar günü yapılan savaş
ebediyen anlatılacak bir şeydi.

Ne çok ceset gördüm
yere serilmiş, ne çok kan!

Bir seyirci için
ölüm pusuda bekliyordu;

Başıboş bir ok ona geldi
ve karaciğerini parçaladı.

Biri “Ey babam!” diye bağırıyor,
biri “Ey oğlum!” diye haykırıyor.

Nice güçlü kimse
boğulmuş hâlde yüzüyor.

Onu arayan kimse kalmamış,
ancak şehir kadınları hariç.

Ve nice yiğit kişi kayboldu
yas tutanlar için değerli olan;

Önde duran seyirciler arasındaydı,
çok sessizdi.

Eğer o, bu manzarayı
görenin gördüğünü görseydi geri dönmezdi.

Onlardan ne olgun bir adam kaldı
ne de bir genç.

Tahir’in saldırganlığı
bir aslanın saldırganlığı gibidir.

Çadırını kurdu, ayrılmamak üzere
savaş meydanında, yerini terk etmeyen biri gibi.

Gözleri savaş anında
ateş gibi parlıyor.

Biri der ki: “Bin kişiyi öldürdüler,
daha fazlasını değil.”

Bir başkası der ki: “Hayır, daha fazlası;
öldürülenler sayılmaz.”

Biri onlara doğru kaçar,
yarının korkusundan çekinerek.

Boşuna!
geçip gidenlerden birini bile göremezsin.

Ölenler artık dönmez
geride kalanlara, ebediyen.

Mızrakla yaralanmış,
ama ruhu henüz çıkmamış birine dedim ki:

“Sen kimsin, yazık sana,
Muhammed’le ne bağın var?”

Dedi ki: “Akrabalık yoluyla
ona yakın değilim; onun şehrinden de değilim.

Onu hiç görmedim,
ondan hiçbir bağış da almadım.

Ne hata ile savaştım
ne de akıl ile;

Sadece elime geçecek
hemen elde edilecek bir şey için.”

Amr b. Abdülmelik’in rivayetine göre: Muhammed, kölesi Zürayh’a para aramasını ve emanet tutanlardan ve diğerlerinden bunu zorla almasını emretti. el-Hirş’e de Zürayh’a itaat etmesini emretti. Zürayh geceleyin insanların evlerine zorla girer, baskın yapar ve sadece şüpheyle mallarına el koyardı. Bu şekilde çok miktarda para topladı ve birçok insanı mahvetti.

İnsanlar hac bahanesiyle Bağdat’tan kaçmaya başladılar. Zenginler kaçtı. el-Karatisî bu durum hakkında şöyle dedi:

Hac yapıyor gibi göründüler, ama niyetleri bu değildi;
aksine el-Hirş’ten kaçmak istiyorlardı.

Nice insan refah içinde yaşarken
el-Hirş onların üzerine felaket olarak gönderildi.

Zürayh’ın evini aradığı kimse
zillete uğrar ve yağmaya maruz kalır.

https://kutsalayet.de/tahirin-kayikcilara-yasagi/,https://kutsalayet.de/darbul-hicare-savasi/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız