Yahyâ bize rivayet etti; Leys bize rivayet etti; Ukayl’den; İbn Şihâb’dan; Abdurrahman b. Abdullah’tan:
Abdullah b. Ka‘b b. Mâlik dedi ki:
Tebük’ten geri kaldığı (seferden katılmadığı) sırada Ka‘b b. Mâlik’i şöyle derken işittim:
“Vallahi, Allah’ın beni hidayete erdirmesinden sonra bana verdiği nimetler içinde, Allah’ın Elçisi’ne doğru söylemem kadar büyük bir nimet yoktur. Ona yalan söylemedim; yoksa vahiy indiğinde yalan söyleyenlerin helak olduğu gibi helak olurdum.”
Sonra (bu bağlamda) şu ayetler indirildi: “Yanlarına döndüğünüzde size Allah adına yemin edecekler…” ifadesinden “… fasıklara” kadar.