Zikri geçen tüm bu ifadelerle ve onların yerine geçen diğer ifadelerle yemin edecek olursa veya sadece bir tanesini tekrar etmek suretiyle söyleyip yemin edecek olur da akabinde yeminini bozacak olursa, o vakit sadece bir tane kefaret öder. Bunu, İshak söylemiştir. Çünkü bu, tek bir yemin bozma sayılacağından, kefaretlerden de tek bir cinsini gerektirmiş olması hasebiyle, birden fazla kefareti yerine getirmek vacip sayılmaz. Sanki bu yemininin anlaşılmasını sağlamak ve yeminini te’kit etmek amacıyla bunu söylemiş olmasına benzemektedir. Rey ashabı ise: Yapacağı tüm yeminlerden dolayı üzerine kefaret vardır; ancak yemininin anlaşılmasını sağlamak ve yeminini te’kit etmek amacıyla söylemiş olma hali bunda müstesnadır, demişlerdir. Buna benzer bir görüşü, Sevri ve Ebu Sevr de söylemiştir. İmam Şafii’nin ise bu konu hakkında iki görüş gibi (farklı) iki kavli bulunmaktadır. Onlar, gerekçe olarak kefaretlerin esbabının tekrar ettiğini öne sürmüşlerdir. Dolayısıyla –adam öldürmek yahut haremde avlanmak gibi– kefaretlerin tekrar edebileceğini ileri sürmüşlerdir. Çünkü yapılan ikinci yemin tıpkı birinci yemin gibi bir hükme mebnidir, o vakit birincisini gerektirecek olan bir şey diğerine de gerektirir.
el-Muvaffak der ki: Onların: “Kefaretlerin esbabının tekrar ettiğine” dair ileri sürdükleri görüşü kabul edemeyiz. Zira yemin bozma sebebi bir tanedir. Eğer biz (bunu) kabul edecek olursak, o vakit Ramazan ayında günlerce gündüz vakti cima etmenin tekrar edilmesi örneğiyle bu bir çelişki oluşturmuş olur. Aynı şekilde sebepleri farklı olan had cezalarının tekrar edilmesi de böyledir. Zira bunlardan dolayı kefaretler ödenmektedir. Bunun yanında te’kit etmeyi kasdetmiş olmasıyla da durum böyledir. Harem’deki avlanma konusuna bunun kıyas edilmesi ise doğru değildir. Çünkü kefaret bir bedeldir… Aynı zamanda insanı öldürme konusuna kıyas edilmesi de doğru değildir. Çünkü yine Yüce Allah’ın hakkı bağlamında bedel mecrasında akıp gitmektedir… Sonra aradaki fark aşikardır. Buradaki sebep, tas tamam olma ve şartlarıyla tekrar etmekte iken, tartışma mahallinde ise bu mevcut değildir. Zira yeminin bozulması ya bir sebep veya bir cüz olarak gelir. Burada ise mevcut olduğuna dair hükmün tevakkuf etmesi deliliyle, ya ondan bir cüz yahut ondan kaynaklanan bir şart konumunda sayılmaktadır. (Örnekte geçen) günler ise geçmiş, ama tekrar etmemiştir.
Farklı cinsler şekliyle bir defa yemin edecek olursa, mesela: “Vallahi yemedim, içmedim, giyinmedim.” demesi gibi, o vakit hepsinin yemini bozulacak olursa bir tane kefaret ödemesi gerekir. el-Muvaffak der ki: Bunda bir ihtilafın olduğunu bilmiyorum. Çünkü yemin bir tane, yeminin bozulması da bir kere söz konusu olmuştur. Zira hakkında yapılan yemin bir durumla söz konusu olmuş, neticede yemin bozulmuş ve o yemin olmaktan çıkmıştır. Birkaç cins üzere icra edilen yeminlerde bulunsa ve: “Vallahi yemedim, vallahi içmedim, vallahi giyinmedim.” dese ve bunlardan birisi hakkındaki yemini bozsa, o vakit kefaret gerekli olur. Yeminlerden birisini (kapsamdan) çıkaracak olur, ardından diğer bir yemini bozsa, diğer bir kefaret daha gerekir. Yine bunun hakkında bir ihtilafın olduğunu bilmiyoruz.
Kefaretten evvel tüm yeminleri bozsa, o zaman tüm yeminler için ayrı ayrı kefaret ödemesi gerekmektedir. Bu, İmam Ahmed tarafından nakledilmiştir ve bu, ilim ehlinin çoğunluğunun da görüşünü oluşturur. Zira bunların her birisi (tek başına) bir yemin sayılacağından, birisi hakkında bozulan bir yemin başka bir yemini bozmuş sayılmaz, o vakit birisini bozmakla başkasının kefareti ödenmez. Bozulan bir yemindir, kefaret de bir tanedir. Burada ise yeminlerin bozulması birkaç defa sirayet ettiğinden, bu takdirde kefaretler de o sayıya göre ödenecektir. Bunun yanında İmam Ahmed’den, tüm yeminler için tek bir kefaret ödemesinin yeterli olacağı görüşü de nakledilmiştir. el-Kadı (İyaz) der ki: Doğru olan da budur. Bu görüş, aynı zamanda İshak’a da aittir. Çünkü hepsi tek bir cinsten ele alınan kefaretlerdir; dolayısıyla birbirlerinin kapsamına dahil olmuş olurlar. Bu yönüyle –bir topluluğun hırsızlık yapmasında olduğu gibi– mahalleri farklı da olsa aynı cinse ait hadlerin durumu gibi değerlendirilirler.