"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Kişi, bir cinayet işler ve Harem’e sığınacak olursa

Kim, Harem dışında öldürülmeyi hak edecek bir cinayet işler de sonra Harem’e sığınırsa, bunun cezası orada tatbik edilmez. Bu, İshak, Ebu Hanife ve onun ashabının kavlidir. Ama cana kıyma dışındaki hadlere ve kısaslara gelirsek, bu konuda İmam Ahmed’den iki görüş gelmiştir:

Harem’e sığınması halinde bunların cezası da orada tatbik edilmez. Bu, mezhebimizin zahir görüşüdür. Çünkü Yüce Allah: “Her kim oraya (Harem’e) girecek olursa emniyette olur.” (Ali İmran Suresi: 97) buyruğu bunu ifade etmektedir. Ayette haber niteliğinde gelen ifadeyle emir kast edilmiştir. Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Mekke’yi insanlar değil, Allah haram kılmıştır. Allah’a ve ahirete inanan hiçbir mümine orada kan dökmesi helal değildir. Ağaç sökmek de helal olmaz. Eğer biri çıkıp da Allah Resulü (sallallahu aleyhi ve sellem)’in oradaki savaşını göstererek kan dökmeye ruhsat vermeye kalkarsa kendisine şunu söyleyin: ‘Allah, Resulüne izin vermişti, ama size izin vermiyor!’ Mekke’de bana bir gündüzün bir müddetinde (gün doğumundan ikindiye kadar) izin verildi. Sonra bugün tekrar eski hürmeti (haramlığı) ona geri döndü. Bu hususu, sizden burada hazır olanlar, hazır olmayanlara ulaştırsın.” Buhari ve Müslim, bu hadis hakkında ittifak etmiştir.
Bunda ileri sürülen delil iki yönden olmuştur: Birincisi, mutlak olarak Harem’de kan dökülmesini haram kılmıştır. Mekke’nin bundan özellikle tahsis edilmiş olması, bununla umumu kastettiğini ortaya koymaktadır. Çünkü haram olan bir kanın dökülmesini kastetmiş olsaydı, o vakit Mekke’yi tahsis etmiş olmazdı ve tahsisin bir faydası da olmazdı. İkincisi: “Mekke’de bana bir gündüzün bir müddetinde (gün doğumundan ikindiye kadar) izin verildi” ifadesine gelince, malumdur ki ona helal olan, akıtılması helal olan bu kanın Harem dışında gerçekleşmesidir; dolayısıyla Harem, bu kanı (kendi alanında) haram saymıştır. Sonra Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’e gündüzün bir bölümünde helal kılındı, ardından tekrar haramlığa geri döndü. Sonra Harem’de bunun engellenmiş olmasının onu başkasına kıyas etmek ve ona uymak demek olduğunu pekiştirerek belirtmiş ve: “Eğer biri çıkıp da Allah Resulü (sallallahu aleyhi ve sellem)’in oradaki savaşını göstererek kan dökmeye ruhsat vermeye kalkarsa kendisine şunu söyleyin: Allah, Resulüne izin vermişti, ama size izin vermiyor!” buyurmuştur.

Harem’de cezası tatbik edilir. Bu ise Ebu Hanife’nin mezhebini oluşturur. Çünkü Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’den cana kıymanın yasaklığı rivayet edilmiştir ve canın hürmeti daha büyüktür; dolayısıyla başka bir şey onun canına kıyas edilemez. İmam Malik ve İmam Şafii de: Bu, Harem’de tatbik edilir, demişlerdir. Zira zina edenin sopa cezası alması ve hırsızlık yapanın da elinin kesilmesine işaret eden emrin umum ifade etmesi, bir yerden başka bir yere dair tahsis olmaksızın kısasın tatbik edilmesi bunu ortaya koymaktadır.
el-Muvaffak der ki: Şüphesiz zina edenin sopa cezası almasına, hırsızlık yapanın elinin kesilmesine ve kısasın uygulanmasına gelirsek, bunların mutlak bir şekilde mekân ve zaman dilimi içerisinde gerçekleşmesi söz konusudur. Zira bunlar, belli olmayan bir mekânı içermiş olmaktadır ve zaruri olarak bir mekânın olması gereklilik oluşturacağından dolayı, Harem haricinde bir mekânda tatbik edilmesi de mümkün olur. Çünkü umum şeklinde gelmiş olsaydı, bizim rivayet ettiğimiz has hüküm onu tahsis etmiş olurdu. Aynı şekilde hamile kadın ve iyileşmesi ümit edilen hasta hakkında onların zikrettikleri ifadeler has birer hüküm sayılmıştır. O vakit hem had cezası hem de hamile kadının öldürülmesi ertelenmiştir. Öyleyse bunun bizim zikrettiğimiz şeyler hakkında da has olarak gelmesi caiz (ve mümkün) olmaktadır.

el-Muvaffak şöyle de demiştir: Bu, sabit olduğuna göre (Harem’de bulunan bu caniye) bir şey satılamaz, kendisi de bir şeyi satamaz, ona yemek yedirilemez ve koruma altına da alınamaz, kendisine şöyle denilir: “Allah’tan kork! Hill bölgesine çık git, işlediğin şeylerden dolayı üzerinde hak tatbik edilsin.” Çıkıp giderse o vakit üzerinde Yüce Allah’ın hakkı tatbik edilir. Bu görüş, zikri geçen herkesin kavlini oluşturmaktadır. Eğer üzerinde kısas bulunan kişi (Harem’de) öldürülecek olursa yahut sopa atılacak, öldürülecek veya bir tarafı kesilecek olursa, bunu uygulayan kişi günahkâr olur, bir ceza ödemesi ise gerekmez.

Had veya kısas gerektirecek bir cinayeti (saldırıyı vb.) işleyerek her kim Harem’in hürmetini çiğneyecek olursa, o vakit ona ait had cezası uygulanır. el-Muvaffak der ki: Bunda bir ihtilafın olduğunu bilmiyoruz.

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/bir-topluluga-kazf-zina-iftirasi-atmak-ve-kazfin-tekrar-etmesi/,https://kutsalayet.de/el-kesmenin-vucup-sartlari/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız