"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Kazf (zina iftirası) haddi ve ikame edilmesinde itibar edilecek şeyler

İftira atan kişi hür ise seksen sopa ölçüsünde had cezası alır. Çünkü ayet-i kerime ve icma bunu ifade eder. Bunun yanında onun buluğa ermiş, aklı başında olması ve ikrah altında da olmaması şart koşulmuştur. Zira bu şartlar, herkes içindir. Kazf’in nihayete ermesinden sonra haddin ikame edilmesi noktasında iki tane şarta itibar edilmektedir: 1) Kendisine iftira atılmış olanın talepte bulunabilmesi. Çünkü onun buna hakkı vardır ve -diğer haklarda olduğu gibi- onun bu talebinden önce had cezası tatbik edilmez. 2) Bir beyyine (şahit) getirememesi. Zira Yüce Allah şöyle buyurur: “Sonra (bunu ispat için) dört şahit getiremeyenlere seksener sopa vurun.” (Nur Suresi: 4) Kendilerine sopa vurulma sebebi şart koşulan beyyine (şahit)’i getirmemeleridir. Aynı şekilde kendisine iftira atılmış olana haddin uygulanma sebebi de şart koşulan ikrarda bulunmamasıdır; zira bu da şahit anlamında ele alınmaktadır. İftira atan kişi eşi olursa, o vakit üçüncü bir şarta daha itibar edilir ki, o da lian’dan imtina etmesidir. el-Muvaffak der ki: Tüm bunlar hakkında bir ihtilafın olduğunu bilmiyoruz.

Buluğa girmeyenin zina iftirasında bulunması durumunda ona had (iftira haddi) cezasının gerekli olacağı söylenecek olursa, o vakit buluğ çağına girmedikçe ve buluğundan sonra kendisi talep edilmediği sürece haddin üzerinde ikamesi caiz olmaz. Muhsan (evli) bir hüre iftira atması durumunda köleye haddin vacip olacağı noktasında ilim adamları icma etmişlerdir. Çünkü bu, ayeti-i kerimenin genel hükmüne dahildir. Ona uygulanacak had cezası ise (yine) ilim adamlarının çoğunluğuna göre kırk sopadır. Doğrusu da budur; zira sahabeden nakledilen icma buna işaret etmektedir. Bunun yanında, söz konusu olan bu had cezası bölünmeye müsaittir, öyleyse hüre verilen had cezasının yarısı -zina haddinde olduğu gibi- köleye verilir. Bu ayet-i kerimenin genel hükmünü tahsis etmektedir.

Ne kadar aşağıya da inse bir kimse oğluna zina isnat ederse, üzerine had cezası gerekmez, ister bu isnatta bulunan erkek yahut bayan olsun, fark etmez. Bunu, İmam Şafii, İshak ve rey ashabı söylemiştir. Zira bu, insan hakkında gerekli bir ceza olması hasebiyle, babası üzerinde -kısasta olduğu gibi- çocuk için bir hakkı ortaya koymaz. Bir de “babalık” dinen kısası ıskat etme anlamı taşıyacağından, o vakit bu -kölelik ve küfürde olduğu gibi- haddi engeller. Bu ayetin genel manasını da tahsis eder. İmam Malik ve Ebu Sevr ise o zaman had cezası vurulur, demiştir. Çünkü ayetin genel manası bunu ortaya koymaktadır.

Ameliyle had gerektirmeyen her şey o isnatta bulunan kimse üzerinde ele alınır. Mesela ferçten olmadığı halde bir kimseye direk iftira etmesi veya bir kadın hakkında onun müsahaka (lezbiyen veya kadınlara rağbet eden bir bayan) olduğunu söylemesi gibi değerlendirilir. Ancak bu durumda insanlara seb edip (sövüp) eziyet verdiği için ta’zir uygulanır.

Kim, bir adama iftira eder, iftiraya maruz kalan da had uygulanmadığı halde zina edecek olursa, bu durumda iftira edene verilecek olan had cezası (ortadan kalkmaz), devam eder. Bunu, Sevri, Ebu Sevr, el-Müzeni ve Davud (ez-Zahiri) söylemiştir. Çünkü had vacip olmuş ve şartları da tamamlanmıştır, öyleyse vücup şartı zail olmadığından, had cezası da sakıt olmaz. Tıpkı bir cariye ile zina etmesi ardından da onu satın almasına veya bir malı çalıp peşine onun kıymetinin eksiltilmesine benzer. Ebu Hanife, İmam Malik ve İmam Şafii ise: Bu durumda had vurulmaz, demişlerdir. Zira haddin ikame edilmesine dek (sonradan da olsa) şartların devam etmesine itibar edilir. Bir de onun tarafından zinanın icra edilmiş olması, zina nispetinde bulunanın bu iddiasını güçlendirmiş olmaktadır. Bu amelin onun tarafından bir kez daha yapılmış olabileceğine işaret etmiş olur. Bu yönüyle şahitlik ettikten sonra ve bu noktada hüküm vermeden evvel adamın fısk ameli işlemesine benzemektedir. Bu şartların vacip olacağı yönünde cevap verilmiştir. O nedenle vacip olma vaktine değin bunların mevcut ve ortada olduğuna itibar edilir. Şüphesiz haddin vacip olacağı muhakkaktır; çünkü o, talepte bulunmaya hak sahibi olmuştur. Şahitlik konusuyla bu farklılık oluşturur; çünkü adaletli olması şahitlikte hüküm vermesi için şarttır. Bu açıdan hüküm verme vaktine değin bunların mevcut ve ortada olduğuna itibar edilmektedir. Ama bizim konumuz bunun tersinedir. Zira iffetli olmak vücup şartları arasında yer alır ve bunda ancak vücup vaktine değin itibar edilir.

Mülaane (karşılıklı lanetleşme) yapmış olan kimseye zina iftirası atmaktan dolayı da had cezası gerekir. Bunu, İmam Ahmed ifade etmiştir. el-Muvaffak der ki: Bunda bir ihtilafın olduğunu bilmiyoruz.

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/kazf/,https://kutsalayet.de/bir-topluluga-kazf-zina-iftirasi-atmak-ve-kazfin-tekrar-etmesi/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız