Birden fazla maktulden dolayı kasame’ye hak sahibi olunamayacağı noktasında mezhebimizde bir ihtilaf bulunmamaktadır. Bunu, İmam Malik ve Şafii ashabından bazıları söylemiştir. Çünkü Nebî (sallallahu aleyhi ve sellem) buyurur ki: “Elli defa yemin ederseniz arkadaşınızın diyetine hak kazanırsınız.” Yeminleri sadece bir tane maktul hakkında tahsis buyurmuştur. Zira bu, tek bir maktul hakkındaki asla uygun düşmeyen zayıf bir beyyine olabileceğinden, bununla yetinilmiş oldu ve başkası hakkında da söz konusu olan bu asıl üzere kalmış oldu.
Şafii ashabından bazıları şöyle demişlerdir: Bir topluluğun katledilmesinden dolayı da kasame’ye hak sahibi olunabilir. Şüphesiz bu, kısasa mucip bir beyyine sayıldığından, o vakit —beyyinede olduğu gibi— bunda bir kişi de, bir topluluk da eşit kabul edilirler. Bu, Ebu Sevr’in görüşünün de benzerini oluşturmaktadır.
Ama bunların farklı şeyler olduğu yönünde cevap verilmiştir. Çünkü beyyine sayı ve şahitlerin adil olmaları durumunda güç kazanır. Bunun yanında kendileri için hak ve menfaati oluşturamamaları ve zararı da kendilerinden def edememeleri bakımından iki cihetten de haklarındaki töhmetin ortadan kalkmasını sağlar. Ne kendileri arasında ne de şahit olunanlar arasında bir düşmanlık olmaz.
el-Haraki dışındakilere göre ise kasame sadece kısasın olmadığı şeylerde caridir. Dolayısıyla kasame’yi bir topluluktan dolayı da icra etmeyi caiz görmüşlerdir. Bu, İmam Malik ve İmam Şafii’nin kavlidir.