"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Kasame yeminleri kime vacip olur

Kasame yeminlerinin kimin hakkında vacip olacağı hakkında İmam Ahmed’den farklı görüşler gelmiştir. Ondan aktarıldığı üzere, bu durumda onlardan varis olan ve olmayan asabesinden elli tane erkek tek başına olmak üzere yemin ederler. Bu, İmam Malik’in kavlidir. Buna göre kana hak sahibi olanlardan varis olan şahıs yemin eder. Şayet sayı elliyi bulmayacak olursa, o takdirde diğer asabelerden sayı tamamlanır, kendisine kabile nispeti açısından en yakın olan sonra en yakın olan asabe alınır. Maktulün nesebinin keyfiyeti bilinmiş olur. Şayet nesebinden elli kişi çıkmazsa, yeminler kendilerine geri çevrilir ve aralarında yeminler tekrar tekrar (kasame) yapılır. Kimisi yeminden uzak duracak olursa sayı elliye gelene değin kendilerine cebir uygulanır. Şüphesiz Nebî (sallallahu aleyhi ve sellem): “Elli defa yemin ederseniz…” şeklinde buyurmuştur. Halbuki Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem), Abdullah b. Sehl’in varis olarak elli tane erkek yakınının olmadığını da bilmediği halde böyle buyurmuştur.

Diğer görüşe göre kasame’yi ancak varis olan yapar. Yeminler ise miraslarına göre başkaları dışında maktulün veresesi üzerine zorunlu (farz) tutulur. Bu, el-Haraki’nin sözünün zahirini oluşturmaktadır. İbn Hamid’in tercihi ve İmam Şafii’nin kavli de bu yönde olmuştur. Çünkü bu davalar, hak bir dava konusunda cari olan yeminler sayıldığından —diğer yeminlerde olduğu gibi— iddia sahiplerinden başkasının hakkı konusunda meşru olmazlar. Bu görüşe göre miras durumlarına göre miras ve asabe sahiplerinden olan erkekler arasında taksim edilir ve (kasamedeki yeminleri) eksilten herkes de cebir altına alınır. Bu, İmam Şafii’nin iki görüşünden ilkini oluşturmaktadır. Diğer görüşünde ise o şöyle demiştir: İddia sahiplerinden her birisi elli kez yemin ederler, ister onlar mirasta eşit konumda sayılsınlar ister farklı bir pozisyonda bulunsunlar, fark etmez. Çünkü yemin eden birisi tek başına bunu gerçekleştirmiş olmasıyla, toplulukta bulunan herkes de —diğer davalarda baş gösteren tek yeminde olduğu gibi— bu şekilde bunu tek başına icra etmiş olacaktır.

Ancak yeminler hakkında bunun en fazla elli kez yapılacağına dair rivayet gelmiştir, şeklinde cevap verilmiştir. Herkes elli kez yemin edecek olsaydı, o vakit yemin sayısı yüzü ve iki yüzü bulmuş olurdu. Bu da nassa terstir. Zira bu yeminler iddia sahipleri için bir delil teşkil eder, o vakit —beyyine gibi— bir kişi hakkında meşru olan sınırın üzerinde yeminde bulunması söz konusu olmaz. Davalının yemin etmesiyle de bu farklılık oluşturur; çünkü bunlar, iddia sahibi lehine hüccet olmadığı gibi, bunların taksim edilmesi de mümkün değildir. O vakit herkes hakkında bu yeminler tekamül eder (tamamlamaya gidilir), tıpkı kasame konusundaki yeminlerin eksik yapılması gibi kabul edilir. Yeminler, kısımlara bölünemediğinden dolayı da herkes hakkında yemin noktasında cebredilirler ve tekamül sağlanır. Nitekim kısımlara bölünemeyen yeminler, tamamlanır, tıpkı talak ve köle azadı gibi değerlendirilir.

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/kasame-ve-yeminlerle-ilgili-davalarda-velilerin-durumu/,https://kutsalayet.de/kasameye-hak-sahibi-olanlar/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız