İbn Abdilberr şöyle demiştir: İlim ehlinin icmasına göre, sünnet olan boşama ancak kendisiyle cinsel temas kurulmuş olan kadınla söz konusu olur. Ama kendisiyle cinsel temas kurulmamış olan kadının boşamasında ne sünnet ne de bid’at olur. Ancak ilim adamları bu husustaki talakın sayısı hakkında ihtilaf etmişlerdir. O vakit talak, kadının kuru (hayızdan temizlenmiş) kimselerden olmasının yanında, kendisiyle cinsel temas kurulan bir kadın olmasıyla gerçekleşir. Ona ait ancak sünni ve bid’î olanı vardır. Kuşkusuz iddet, hayız döneminde icra edilen talak sebebiyle uzarken, içinde cinsel temas yapılmış olan temizlik dönemindeki talakla da şüphe uyandırır. Her iki durum ise kendisiyle cinsel temas kurulmamış olan temizlik dönemi içerisindeki talakla da intifa bulmakta, nefyolmaktadır.
Cinsel temas kurulmamış olan kadıya gelirsek, onun iddeti yoktur ve iddetin uzaması söz konusu olmadığı gibi, temizlik dönemi içerisinde bir şüphe de meydana gelmez. Aynı şekilde evlilik çağına gelememiş olan küçük kızlar ile hayız görme ümidi bulunmayan bayanlara gelince, onların da boşamalarında sünnet ve bidat olanı yoktur. Çünkü iddet, hiçbir halde boşama sebebiyle uzamaz, şüphe de barındırmaz. Aynı şekilde doğumu yaklaşmış ve belirginleşmiş olan hamile kadın da böyledir.
el-Muvaffak şöyle demiştir: İşte tüm bunların boşamalarında, arkadaşlarımızın görüşüne göre süre açısından ne sünnet olanı ne de bidat olanı yoktur. Bu, Şafiî mezhebiyle, ilim adamlarının çoğunluğunun görüşünü oluşturur. Eğer bunlardan birisine, kocası: “Sen sünnet yahut bidat üzere boşsun.” derse, hemen talak vaki olur ve nitelik de ilga olur. Çünkü kadını boşaması bu şekliyle nitelenmiş değildir.