Kadın, küçüklüğü sebebiyle kendisiyle cima edilmeyen bir durumda olur ve velisi de kızını teslim almayı ve kendisine nafaka temin edilmesini kocasından talep ederse, bu koca üzerine vacip olmaz. Çünkü nafaka temini, faydalanma mukabilinde gerçekleşir. Bu sebeple kocasına asi olmaması neticesinde bu sakıt olur. Bu durumda da kadınla faydalanması mümkün de olmaz. Kadın, eğer büyük olur da kendisini kocaya teslim etmez yahut velileri onu kocasına varmaktan engelleyecek olurlarsa, yine kendisine nafaka temin etmesi gerekmez. Çünkü bu, yine kadının kocasına asi olması anlamındadır; çünkü kadın kocasına varmamasından dolayı vacibi ihlal etmiştir. Bu nedenledir ki küçük kızın o hal ve ihtimali çerçevesinde cinsel temas kurması imkan dahilinde ele alınmaktadır. Bunu, el-Kadı (İyaz) söylemiştir. Bu yaş sınırını İmam Ahmed (en az) dokuz olarak sınırlamıştır. el-Kadı ise şöyle der: Bana göre bu onun bir sınırlama şekli değildir, bu sadece onun (İmam Ahmed’in) zikrettiği bir görüşüdür. Çünkü genellikle dokuz yaşındaki bir kız çocuğuyla faydalanmak mümkündür, o vakit cinsel temas kurulması mümkün olmaması durumunda, ailesinin kızını erkeğe teslim etmesi gerekli olmaz. Eğer ailesi kızı almak için onu erkekten talep edecek olurlarsa ve o da bunu kabul etmese, buna hakkı vardır, nafakasını sağlamasına dair zorlama yapamaz. Zira erkek kendi lehine olmak üzere kadından yana hakkını elde edeceğinden emin değildir. Öyleyse erkek hali iken ve kadın da -mehrini teslim alana kadar- kendisini kocasına teslim etmezse, buna hakkı vardır.
İbn Munzir der ki: Kendilerinden ilim aldığım her bir ilim adamının icmasına göre, mehrini alana değin bir kadın kendini kocasından zifaf için engelleyebilir. Bu şekilde kendisini engellediği sürece de erkeğin ona nafaka vermeme hakkı da vardır, velev ki erkek mehir vermekte zorluk çekmiş olsun; çünkü kadının bundan kendisini engelleme hakkı söz konusudur. Eğer mehir müeccel (ileride verilmek üzere) olursa, o vakit -mehri kabzetmeden önce- kadının kocasına varmama gibi bir hakkı olamaz. Eğer erkek hali olur, kadın da mehri teslim almadan evvel kendisini ona teslim eder de akabinde mehri teslim almadıkça kocasına teslim olmaktan vazgeçerse, bu konuya verilen cevap hakkında İmam Ahmed tevakkuf etmiştir, beklemiştir. Ebu Abdullah b. Batta ve Ebu İshak b. Şakila ise kadının buna hakkının olmadığı görüşüne sahip olmuşlardır. Bu, aynı zamanda İmam Malik, İmam Şafii, Ebu Yusuf ve Muhammed’in de görüşüdür. Çünkü teslim etmekle, teslim edenin rızası doğrultusunda ivazla bu kesinleşmiş sayılacağından, o vakit kadının bundan sonra artık kocasına varmaması doğru olmaz. Sanki bir satıcının, satmış olduğu malı teslim etmesi gibi kabul edilir.
İbn Hamid ise bu durumda kadının buna hakkının olduğu görüşüne sahip olmuştur. Bu ise Ebu Hanife’nin mezhebidir. Zira bu, kadın üzerinde nikah akdini mucip kılan bir teslim ediş sayılacağından, kadının mehri teslim almasından evvel -ilkini teslim alması gibi- kocasından uzak durmaya hakkı olmuş olur.