"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Akitten Sonra Mehri Artırmak

Akitten sonra mehri artırmak mümkündür. Bunu, İmam Ahmed ifade etmiştir. Şayet zifaftan önce kadını boşayacak olursa, o vakit ilk mehrin yarısı ve verilen fazlalık kadına ait olur. Bu, Ebu Hanife’nin kavlidir. Çünkü Yüce Allah şöyle buyurur: “Onlardan fayda/anmanıza karşılık kararlaştırılmış olan mehirlerini verin.” (Nisa Suresi: 24) Şüphesiz akitten sonrasında mehrin farz koşulması için vakit bulunduğundan, bu durumda -sanki akit sırasındaymış gibi- bu mehrin artırılması da söz konusu olur. Bu yönüyle alışveriş ve icare konusuyla ayrılmış olmaktadır.

İmam Şafii şöyle demiştir: Akitten sonra mehri artırmak mümkün değildir. Eğer artıracak olursa bu hibe olur ve hibeye ait şartlara ihtiyaç duyar. Kadına bunu hibe ettikten sonra onu boşayacak olursa, erkek fazlalığa dair verdiği şeyi geri ödemek zorunda değildir. Buna kocanın akitte tesmiye edilen söz konusu mala malik olduğu şeklinde gerekçe gösterilmiştir, bu durumda akitte bağlanan fazlalıktan bir şey elde etmiş olmayacağından dolayı, bu fazlalık -kadına bir şeyi hibe etmesi gibi- nikahta bir ivaz (bedel) olarak sirayet etmemektedir. Bir de akitten sonra ivazda bir artış söz konusu olacağından -sanki alışverişteki gibi- bu durumda mehrin artırılması mümkün değildir.

Geçen açıklamalarla buna cevap verilmiştir. Onların: “Bu durumda akitte bağlanan fazlalıktan bir şey elde etmiş olmayacağından dolayı…” şeklindeki sözleri mehrin hepsini geçersiz kılar; zira mülk henüz onunla elde edilmiş değildir. Bu nedenle malın erkekten hali olması sahihtir. Sonra onun, bu fazlalık sabitesini akit haline dayandırması da caizdir, bu durumda akit sanki ikisi tarafından sabit olmuş gibi kabul edilir.

Akde söz konusu olan “mehir fazlalığının” ilhak olmasının manası, akitte tesmiye edilen hükmün kadın için verilmesi, sabit olmasıdır ki, o vakit kadın boşanması durumunda mehrin yarısını alır ve hibe şartlarına ihtiyaç duymamış olur. Yoksa bunun manası, akde kadar bu mülk kadın için sabit olur, demek değildir. Şüphesiz bu anlama gelmez; zira bu fazlalık, mehrin kendisi hakkında sabit olduğu kimse için söz konusudur. Çünkü mülkün, bu sebeple öne geçirilmesi caiz olmadığı gibi, olmadığı halde mevcut olduğunu ifade etmek de caiz değildir. O halde mülk ancak o vakitten başlamak üzere, bu sebebinden sonra sabit olabilir.

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/faydalanma-mukabilinde-nafaka/,https://kutsalayet.de/mehir-vermek-kimlere-vaciptir/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız