Rücu ettiği bilinmediği sürece, kim bir vasiyet yazar ve yanında buna şahit olan da çıkmamışsa, bu vasiyetin gerçekleşeceğine dair hüküm verilir. Bunu, İmam Ahmed, İshak b. İbrahim rivayeti üzere ifade etmiş ve şöyle demiştir: Bir kişi, ölür ve yazdığına kimse şahit olmadığı halde yanı başında vasiyeti yazılmış bir şekilde bulunursa, yazılı vasiyetteki yazının ona ait olduğu da meşhur olarak biliniyorsa, bu vasiyeti kabul edilir. Bunun delil olma yönü Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem)’in şu buyruğudur: “Bir Müslüman’ın bir şey vasiyet etmek istediği halde onu yazılı halde yanında bulundurmadan iki gece geçirmesi doğru değildir.” Bu hadis hakkında Buhârî ve Müslim ittifak etmiştir. Burada söz konusu vasiyete (başkalarının) şahit olmasını zikretmemiştir. Bir de vasiyet konusunda karşılıklı müsamaha esastır, bu nedenle hadis yazımında olduğu gibi vasiyet yazımında da yazı hattının kabul edilmesinde müsamahalı davranılması uygun görülmüştür.
İmam Ahmed’den nakledildiğine göre kendisi, bu bağlamda vasiyetteki yazı hattını kabul etmemekle beraber, şahitlerin vasiyeti işitmemeleri yahut vasiyeti bırakana okunup da orada bulunanları ikrar etmediği sürece yazılmış olan bir vasiyeti makbul görmemektedir. Bunu, İmam Şafii, Ebu Sevr ve rey ashabı söylemiştir. Çünkü icmaya göre bir kimsenin şehadet (ettiğine dair) yazısını görmesiyle, onun şehadeti hakkında makbul hükmünü vermek caiz değildir. Burada da aynı durum söz konusudur. Bundan daha da önemlisi şudur; Hâkim şayet -vasiyet verenin buna dair hüküm verdiğini zikretmediği halde- onun yazısının altında onu mühürlediğine dair bir hüküm görse veyahut bir kimse -şehadette bulunduğunu duymadığı halde- yazısıyla şehadette bulunduğuna dair o yazıya şahitlik etse, bu durumda hâkimin onu bulduğu hâl üzere hüküm icra etmesi caiz olmadığı gibi, yazısına şehadette bulunan kimseye şahitlik ettiğine dair hüküm vermesi de caiz olmaz. Buradaki durum ise bundan daha öncelikli sayılmaktadır.
Bir vasiyet yazsa ve: “Bu sayfada olanlara şahitlik edin.” yahut “Bu, benim vasiyetimdir, burada yazılanlara şahitlik edin.” dese, bu hususta İmam Ahmed’den nakledildiğine göre, adamın birisi kendi vasiyetini yazsa ve oraya mührünü de vursa, şahitlere de: “Bu yazılanlara şahitlik ediniz.” dese, bu takdirde o vasiyette olanları kendi ağzından işitmedikleri sürece yahut yazılanlar kendisine okunup da kendisi bunları ikrar etmediği müddetçe bu vasiyet caiz olmaz.
el-Muvaffak şöyle der: Bu, ilk meselede isimlerini zikrettiğimiz kimselerin görüşünü de oluşturmaktadır. el-Haraki’nin görüşü ise bunun caiz olacağına ihtimal vermektedir. Çünkü sadece yazı hattı bile kabul edilmiş olursa, bu daha evla olur. Bunu ifade edenlerden birisi de İmam Malik, Leys, Evzâî, Ebu Ubeyd ve İshak’tır.
Nitekim Ebu Ubeyd, bu noktada Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’in, kendi âmil ve vâlilerine, yönetim, ahkâm ve sünnetlerine dair mektup yazıp göndermesini, bunun yanında Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’den sonra hidayet üzere gelen Raşid Halifelerin de kendi valilerine içerisinde savaş, evlilik ve (ticari) mallar gibi hükümlerin bulunduğu, söz konusu mektupları (ağzı kapalı) mühürlü bir şekilde olmak üzere ve taşıyanların da içine muttali olamadıkları bir vaziyette göndermiş olduklarını, durumun ise bu mecrada akıp gittiğini gerekçe göstermiştir. Bir de Süleyman b. Abdulmelik’in, halife olarak yerine Ömer b. Abdulaziz’i yazdığı ve mühürlediği bir mektupla atadığını da zikretmiştir. Meşhur olan bu duruma o dönem âlimlerince kimsenin karşı çıktığını bilmemekteyiz; dolayısıyla bu bir icma hâlini almış oldu.
İlk görüşe bakacak olursa; bir defa, şahit olanın bilmediği bir mektup olması demek, bu noktada şahit olunmasının caiz olmayacağını ifade eder, sanki hâkimin başka bir hâkimin kitabına şahit olması gibi sayılır. Vasiyet bırakanın yazdığı bu vasiyetine bir de kendisinin şahit olması müstehap görülmüştür; çünkü kendisi bunu daha ziyade bilip muhafaza eder. Bunun yanında vasiyet açısından ihtiyatlı olanı da budur. Nitekim gelen sahih hadiste: “(…) onu yazılı halde yanında bulundurmadan iki gece geçirmesi doğru değildir.” şeklinde gelmiştir.