Kişi, malının belli bölümünden bir kimseye vasiyet bırakır sonra da onu başkasına da vasiyet ederse yahut ona üçte birini vasiyet ederken sonrasında diğerine de üçte birini vasiyet ederse veyahut malının hepsini birisine vasiyet eder sonra onu başkasına da vasiyet ederse, bu durumda vasiyet ikisi arasında söz konusu olur ve bu, birinci vasiyetinden rücu etmiş olduğu anlamına da gelmez. Bunu, Rabia, İmam Malik, Sevri, İmam Şafii, İshak, İbn Munzir ve rey ashabı söylemiştir. Çünkü vasiyetini her ikisine de bırakmış olduğundan, ikisi bu hususta eşit konumda sayılmış olurlar. Bir de bu şekilde vasiyet etmesiyle bu malında ikisinin de ortak olmasını kasdetmiş olacağı muhtemeldir; dolayısıyla olası şüpheden dolayı diğerine bıraktığı vasiyet geçersiz sayılmaz.
Cabir b. Zeyd, el-Hasen, Ata, Tavus ve Davud ise: Bu durumda ikisine bıraktığı bu vasiyeti ikincisine ait olur. Çünkü birincisine bıraktığı vasiyet malını bizzat ikincisine vasiyet etmiş olacağından bu, rücu anlamına gelir. Şayet: “İnsanlar arasında vasiyet bırakırsam, bu vasiyet ilkine olur.” diyecek olursa, bu vasiyeti ilki hak eder. Bu görüşü onların (zikri geçen âlimlerin) hepsi söylemiştir.
el-Muvaffak der ki: Bu noktada ihtilaf edeni bilmiyoruz. Çünkü bizzat kendisi zikrederek ilkinden rücu ettiğini ve vasiyeti de ikincisine bırakmış olduğu anlaşılmaktadır.
Şayet: “Filana bıraktığım vasiyetin yarısını filancaya yahut üçte birini filana bıraktım.” derse, o zaman ikincisine özellikle vasiyet etmiş olur ve geri kalan miktarı da birincisine vasiyet etmiş sayılır.
İlim ehlinin icmasına göre, vasiyet bırakan şahıs bırakmış olduğu tüm vasiyetinden rücu etmeye hak sahibidir. Vasiyetinin bir kısmında da bu böyledir ancak köle azad etme hâli bunun dışındadır. İlim adamlarının çoğu ise bu şekildeki vasiyetten de rücu etmesine cevaz vermişlerdir. Bunu, İmam Malik, İmam Şafii, İmam Ahmed, İshak ve Ebu Sevr söylemiştir. Çünkü bu, bir vasiyettir; dolayısıyla bu vasiyetinden rücu etmeye de maliktir, tıpkı köle azad etme konusunun dışındaymış gibi kabul edilir.
Şabi, İbn Sirin, İbn Şübrüme ve Nehfü ise şöyle demişlerdir: O, bu vasiyetinden dilediğini değiştirmeye hak sahibidir, ancak köle azad etmesi bundan müstesnadır. Çünkü bu, ölümden sonraki bir azad şeklidir; dolayısıyla -müdebber köle de olduğu gibi- bunu değiştirmeye malik değildir.
Ancak bunların farklı olacağı yönde cevap verilmiştir. Zira müdebber köle konusu, şarta bağlı bir konudur; dolayısıyla -hayatta iken bir özelliğine bağlı olabildiği gibi- burada onu değiştirmeye malik olamaz.