"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Vasiyette Kabul Konusu

Fakihlerin cumhur görüşüne göre, vasiyet edilen kişi bu vasiyete ancak kabul etmesiyle malik olabilir. Eğer vasiyet muayyen/belli bir kimse hakkında verilmişse, onun kabulü mümkün olur; çünkü vasiyet, mülk ehlinden sayılan kimseler için malı temlik etmektir. Bu şahıs belli olduğundan dolayı da kabul etmesine itibar edilir, hibe ve alışverişte olduğu gibi.

Vasiyet, muayyen olmayan bir kimse hakkında verilmişse, mesela fakirler gibi yahut Temimoğulları gibi hasredilmesi mümkün olmayanlar hakkında olmuşsa veyahut mescid gibi bir maslahata binaen bırakılmış olursa, kabul etmeye ihtiyaç duyulmaz ve sadece vasiyeti bırakanın ölümüyle de vasiyet bağlayıcı olur. Çünkü tüm bunlar hakkında kabulü gerekli görmek imkânsızdır, zordur. Dolayısıyla burada kabule itibar etmek sakıt olur, bunlara vakfedilmiş eşya gibi kabul edilir.

Kabul lafızla tayin edilmez, bilakis onun yerine razı olduğuna delalet edecek olan alma ve amel yeterli sayılmaktadır. Bu kabulün hemen ifade edilmesi de, sonraya ertelenmesi de caizdir. Bu da ancak vasi’nin ölümünden sonra gerçekleşir. Kabul ettiği vakit, mezhebimizin sahih görüşüne göre artık kabul zamanından itibaren mülk kendisi için sabit olur. Bu, İmam Malik ve Irak ehlinin görüşüdür. İmam Şafii’den de bu nakledilmiştir. Çünkü bu, kabule ihtiyaç duyan muayyen bir kimse için tayin edilmiş bir temliktir. Dolayısıyla da —diğer akitlerde olduğu gibi— malın intikal etmesi, kabul olmadan söz konusu olamaz, onun önüne geçemez. Bunun yanında kabul konusu, sebebi tamamlayan bir bölümüdür, hüküm ise sebebin önünde olamaz, ona şart da koşamaz. Bir de geçmişteki bir malın, gelecek şartına bağlanması caiz değildir.

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/kabul-ve-redden-once-vasiyet-edilen-kisinin-olmesi/,https://kutsalayet.de/miras-veya-hisse-paylarini-vasiyet-etmesi/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız