Miras payı vasiyet etmesi durumunda İmam Ahmed’den farklı görüşler gelmiştir. Ondan nakledildiğine göre, kendisine vasiyet edilen kişiye (musa leh), altıda bir pay vardır. Bunu, el-Hasen, İyas b. Muaviye ve Sevri söylemiştir. Çünkü bu noktada İbn Mesud’dan rivayet edildiğine göre; “Adamın birisi bir kimseye malından pay almasını vasiyet etti. Bunun üzerine Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) ona altıda bir pay kıldı.” Çünkü pay anlamına gelen “sehm”, Arap dilinde altıda birdir. Bunun yanında “altıda bir”, akraba sahibine miras verilen en asgari pay sayılır. Buna göre altıda bir almayı hak eden musa leh, miras payının altıda bir hissesini alan kimse konumunda değerlendirilmiş olur. Şayet mesele mirası tam olarak almaksa, bu durumda ona avl uygulanır. Aile mevcutsa, o takdirde avl ziyade olarak verilir. Eğer mirasta red söz konusu ise yahut alacaklar bir asabe/miras malına tabi topluluk iseler, o zaman tam olarak altıda bir pay verilir.
Ondan (İmam Ahmed) gelen ikinci görüşe göre ise, bu durumda o, kendisinden mirasın geçerli olduğu payı alır. O zaman kendisine vasiyet edilen için verilen hisselerden bir hisse gibi ziyade olarak verilir. Bu, Şüreyh’in görüşüdür. el-Kadı ise şöyle der: Bu, altıda bir hissenin üzerine ziyade yapılmadığı zaman söz konusudur. Çünkü ziyade edilmesi durumunda ona altıda bir vardır; çünkü buna hak sahibidir. Bunun gerekçesi ise “sehm/pay” ifadesinin, miras olan paylara sarf edilmesini gerektirmiş olduğudur. Çünkü vasiyeti bu paylardan olduğundan dolayı, paylar da bundan sarf edilmektedir.
Hallal ve arkadaşı der ki: Bu durumda ona, verese payının en düşüğü verilir. el-Kadı (yine): Altıda bir hissenin üzerine ziyade yapılmadığı zaman bu olur, demiştir. Bu, Ebu Hanife’nin de kavlini oluşturmaktadır. Onun iki arkadaşı (olan Ebu Yusuf ve Muhammed) ise: Ancak üçte bir payın üzerine ziyade olmaması gerekir, bu durumda ona üçte bir pay verilir, demişlerdir. Bu görüşün delili ise veresenin hisse ve paylarının en asgarisi bu olduğundan, kendisine de bu verilir; çünkü bu kesinlik ifade eder. Eğer altıda birin üzerine çıkarsa, o zaman ona altıda bir verilir; zira bu, akraba sahibinin miras olarak aldığı en düşük paydır.
Ebu Sevr der ki: Ona yirmi dörtten olmak üzere bir pay verilir. Çünkü bu, aslı oluşturan mirasçıların en fazla olan payıdır. Bundan bir payın verilmesi, paylar içerisinde en düşük olanı sayılır.
İmam Şafii ve İbn Munzir şöyle demişlerdir: Verese ona dilediklerini verirler. Çünkü bu şekilde onun hakkında “pay” ismi de vaki olmuş olur. Bu yönüyle ona bir parça yahut bir payı vasiyet olarak bırakmasına benzemektedir.
Ata ve İkrime ise: Ona bir şey verilmez. Bunun yanında ona malından bir parça, bir pay yahut bir miktar vermeyi vasiyet etmiş olursa, o takdirde verese sahipleri ona dilediklerini verirler, demişlerdir.
el-Muvaffak der ki: Bu noktada ihtilaf edeni bilmiyorum.