"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Vakıf olarak bırakılması geçerli olanlar ve olmayanlar

Dinar, dirhem, yiyecek ve içecek eşyaları vb. gibi aynî olmasının yanında, kendisiyle istifadesi mümkün olmayan şeylerin vakıf olması, fakihlerin ve ilim ehlinin geneline göre geçerli değildir. Çünkü vakıf, malın mülkiyetini elinde tutmak, ürün ve semerini ise tasadduk etmektir. Kendisiyle ancak telef etme şekliyle istifadesinin olması durumunda ise bu icraat geçerli ve sahih olmaz.

Aynı mevcut olmakla beraber vakfı caiz olanlar, satışı ve istifadesi de caiz olanlardır ve aslı itibariyle muttasıl olarak ortada kalanlardır. Mesela akar, hayvan, silah, ev eşyası ve buna benzer eşyalar bu türden sayılır. Bu, İmam Şâfiî’nin kavlini oluşturmaktadır.

Ebû Yûsuf ise şöyle demiştir: Hayvanın, kölenin, eşek ve katırların, ticaret eşyalarının ve silahın vakıf olarak bırakılması caiz değildir. Küçük hizmetçiler, inek ve vakıf olarak bırakılmış olan arazideki aletler de bunlara tabidir. Çünkü burada kullanılan hayvanlar savaş için kullanılmadığından, vakıf olarak bırakılmaları caiz olmaz. Sanki belirli bir süreliğine vakıf bırakmaya benzerler. İmam Mâlik’ten ise at, katırlar ile silah hakkında iki görüş gelmiştir.

Birinci görüşün deliline gelirsek;
Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Halid’e gelince, şüphesiz ki sizler Halid’e haksızlık yapmış oldunuz. Kuşkusuz o, at, katır ve atadım Allah yolunda hapsedip vakfetmiştir.”

el-Hattâbî şöyle demiştir: Hadiste geçen atad ifadesi, bir kimsenin cihad için silah, binek ve savaş aleti olarak kullandığı her şeydir. Zira kişi böyle yapmakla malın mülkiyetini elinde tutmuş, ürün ve semerini ise tasadduk etmiş oluyor. Onun için vakfı geçerlidir, tıpkı vakıf amacıyla akar ve atı hapsetmesine benzer. Akar da olduğu gibi, başkasıyla birlikte vakıf bırakması geçerli olduğu üzere, tek başına vakıf bırakması da aynı şekilde geçerli ve sahihtir.

Taksimi yapılmamış ortak malın/yerin vakıf olarak bırakılması sahihtir.
Bunu, İmam Mâlik, İmam Şâfiî ve Ebû Yûsuf söylemiştir. Çünkü bu minvalde gelen Hz. Ömer hadisinde o: “Ey Allah’ın Resulü! Hisseme Hayber’de bir arazi düştü ki daha önce ondan daha kıymetlisi elime geçmiş değildir. Bu mal hususunda ne buyurursunuz?” diye sordu. Hz. Peygamber: “İstersen toprağı vakfederek gelirini tasadduk edersin.” buyurdu. Bu da taksimi yapılmamış olan ortak malın sıfatını ortaya koymaktadır.

Muhammed b. el-Hasen ise bunun (taksimi yapılmamış olan ortak eşyanın) vakıf olarak bırakılmasının sahih olmayacağını söylemiştir. O ise bunu aslına bina ederek, malın kabzedilmesinin (ele geçirilmesinin) şart olduğunu ve bunun da ortak malda geçerli olmayacağını ifade etmiştir.

el-Muvaffak şöyle demiştir: Kabzetmenin öngörüleceği görüşünü kabul edemeyiz. Eğer kabul edecek olursak bu durumda alışverişte bu sahih olursa, vakıfta da sahih olur.

Eğer taksimat yaparak vakfın talk (hissesi) ile ayrımı yapılmak istenirse bu, o taksimata binaen gerçekleşir. Peki, bu durumda satılır mı yoksa hakkın ifraz edilmesi mi devreye girer? Doğrusu bunun hakkın ifraz edilmesi şeklinde işleyeceğidir. O zaman bakılır; eğer bir geri verme olmazsa taksimat caiz olur. Vakıf sahibi cenahından bir geri verme gerçekleşirse bu, yine caiz olur. Çünkü bu, talk (hisse) neticesinde bir şeyin satışı sayılır. Eğer o hisse sahibinden olursa o zaman caiz olmaz. Çünkü bu durumda vakfın bir kısmını satmak olur; zira vakfın satışı ise caiz değildir.

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/muayyen-kimselerde-bulunan-vakfin-zekati/,https://kutsalayet.de/bilinen-kimseye-ve-hayir-uzere-yapilan-vakif/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız