"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Muayyen kimselerde bulunan vakfın zekâtı

Vakıf, eğer meyveli bir ağaç olur yahut ekin veren bir arazi olur da, vakıf sahipleri de muayyen bir topluluk iseler, kimisinde ürün yahut daneler elde edilip nisap gerçekleşecek olursa, bundan dolayı zekât vermek gerekir. Bunu, İmam Mâlik ve İmam Şâfiî söylemiştir. Çünkü söz konusu olan arazi ve ağaç, nisaptan payını almış demektir; dolayısıyla da –sanki vakıf değilmiş gibi– bunlardan ötürü zekât gerekir. Şöyle ki; vakıf asıl olmuş, ürün olgunlaşmış ve mülk de tam demektir. Bunlar noktasında tamamıyla tasarruf yetkisine ve mirasına sahiptir. Öyleyse bunlardan sebep zekâtını vermesi vaciptir, sanki kiralamış olduğu bir araziden dolayı elde edilen ürünlerin zekâtını vermesi gibidir.

Yoksullara gelince, onların ise ellerinde hasıl olan şeylerden dolayı zekât yoktur. İster kimilerinin elinde danelerden ve ürünlerden ötürü nisap oluşmuş olsun, ister oluşmamış olsun, fark etmez. Tefrik öncesinde onların üzerine zekât yoktur, isterse ürünler defalarca nisaba ulaşmış olsunlar… Çünkü yoksullara bırakılan vakıfta, kişiler için bir tayin söz konusu değildir.

Hasredilmeleri mümkün olmayan kimseye de vakıf bırakılmış olursa, kendisi için geçerli olması durumunda onlardan herhangi birisine de zekât düşmez. Nitekim yoksullar hakkında zikredilen açıklamalar burada da câridir.

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/vakfin-menfaatlerinin-iptal-olmasi/,https://kutsalayet.de/vakif-olarak-birakilmasi-gecerli-olanlar-ve-olmayanlar/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız