Hacamat, sünnet ve tababet işlerini yürüten kimseler şayet emrolunan veçhiyle bu işi yerine getirmiş olurlarsa, şu iki şartla tazmin etmek durumunda kalmazlar:
İşlerinde uzman, kendi mesleklerinde basiret ve marifet ehli olmaları… Çünkü böyle olmamaları halinde, söz konusu (o bölgelerin) kesilmesini icra etmeleri helal olmaz. Buna rağmen kesmiş olurlarsa, bu nedenle harama girmiş olurlar ve başlangıç itibariyle kesimi neticesinde bunun tazminini de öderler.
Elleriyle bir hasar oluşturmamaları, sadece gerekli olan yeri kesip izale etmeleri…
Öyleyse bu iki şart bulunacak olursa, tazmin etmezler. Ama kişi dalında uzman olur da eliyle bir hasar oluşturmuş bulunursa, o takdirde tazmin öder. Çünkü bu bir telef sayılır, kasden yapıp yapmamasında bir fark gözetilmez, bu yönüyle malı telef etmeye benzemektedir. Bir de bu şekilde haram bir amel işlemiş sayılacağından, başlangıç itibariyle kesimi neticesinde bunu tazmin eder.
Aynı şekilde kısastaki ve hırsızın elinin kesilmesindeki kesme işini icra eden kişinin hükmü de böyledir. Bu, Şafii ve rey ashabının mezhebini oluşturmaktadır. el-Muvaffak der ki: Bu noktada bir ihtilafın olduğunu bilmiyoruz.