"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Ortak tutulan işçinin kendi zimmetinde yer alan malın telef olması

Ortak bir işçinin -kasıt ve haddi aşma niyeti olmadığı halde- zimmetinde yer alan bir malın telef olması durumunda İmam Ahmed’den farklı görüşler gelmiştir. Ondan nakledildiğine göre bu durumda tazmin etmesi gerekmez. Bu, Ebu Hanife, Züfer ve İmam Şafii’nin iki görüşünden de birisini oluşturmaktadır.

İmam Ahmed’den gelen başka görüşe ise şöyledir: Şayet malın helak oluşu o işçinin gücü dahilinde olmuşsa, onu tazmin eder. Eğer mal genel itibariyle boğulmak yahut bir düşman sebebiyle telef olmuşsa, onu tazmin etmez.

Ebu Talib’in rivayeti üzere İmam Ahmed’den gelen bir diğer görüş de şöyledir: Eliyle mala hasar sirayet edecek olur yahut önünde olduğu halde malı zayi ederse, onu tazmin eder. Düşman sebebiyle yahut boğulmak suretiyle mal telef olmuşsa bunun tazmini olmaz. Buna benzer bir ifadeyi, Ebu Yusuf da söyler. Mezhebimize göre sahih olanı birincisidir.

Nitekim bu görüş muhtemeldir ki, özellikle kişinin kendi önünde malın telef olması halinde, ona tazminin gerekli olacağını göstermektedir. Çünkü bu durumda o, itham altındadır. Önünde olan malın telef olması neticesinde bu malı özellikle tazmin etmesi, kendi malının yanında telef olması sebebiyle tazmin etmeyeceğini göstermektedir.

Çünkü bu, kişinin kendi ameliyle telef olmamış, kira akdi sebebiyle kabzedilmiş bir mal olması hasebiyle onu tazmin etmemektedir. Bu, kiralık bir mal gibi kabul edilir. Bunun yanında söz konusu mal, faydası kendisine avdet etsin diye malikinin izniyle kabzedilip alınmış olduğundan, tazmini de olmaz. Tıpkı muzdaribin, ortağın ve kiracının durumu gibi sayılır. Bir de bu, genel bir afet sebebiyle telef edilmiş mal gibi kabul edilir.

İmam Malik der ki: Her halükarda bu mal, tazmin edilir. Çünkü Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurur: “Aldığı şeyi sahibine ödemek ele bir vecibedir.” Zira bu, hak etmediği halde kişinin kendi faydasına olmak üzere malı kabzetmesi ve almasıdır. Onun için bunu tazmin etmesi icap eder, tıpkı ariyet verilen şahıs gibi kabul edilir.

Şöyle cevap verilmiştir: Bir defa ariyet (ödünç) konusuna bu terstir; çünkü o bununla yalnız başına fayda görmektedir. Hadis ise sadece usul noktasında zikri geçen ifadelere mahsustur. Bu durumda tartışma konusu, üzerine icra edilen kıyasla tahsis olunur.

Bu sabit olduğuna göre, amel etmiş olduğu noktalarda ona ait bir ücret yok sayılır; çünkü o, amel ve işini kiracıya henüz teslim etmiş olmadığından, ivaza da hak sahibi olmamaktadır.

Kiraya verilen mala gelirsek, bu mal ise kiracının elinde bir emanettir. Öyleyse hakkında aşırıya kaçmadığı sürece telef olması halinde onu tazmin etmek zorunda değildir. el-Muvaffak der ki: Bu konuda bir ihtilafın olduğunu bilmiyoruz.

Ücret sahibi, eğer malın tazmin edilmesini kiracıya şart koşacak olursa, bu şart geçersizdir. Çünkü bu, akdin gereğine terstir, onu nefyetmektedir. Peki, bu durumda kirayı bozar mı? Alışverişteki fasit şartlara binaen bu hususta iki görüş yer almaktadır.

Tazmin etmenin vücubiyeti bağlamında fasit olan her bir akdin hükmü, sahih iken söz konusu olan hükmüyle aynıdır. Bunun yanında sahih iken tazmin edilmesi vacip olan hüküm, fasitliğinde de vaciptir. Sahihliğinde vacip olmayan, fasitliğinde de vacip değildir.

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/zanaat-icra-ederken-soz-konusu-olan-tazmin/,https://kutsalayet.de/hacamat-sunnet-ve-tababet-uzere-soz-konusu-olan-tazmin/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız