Peşin olan borcu vadeyle (taksit ve tecil ile) tazmin ederse bu sahihtir. Bu durumda tazmin eden kimseye vadeli, kendisinden tazmin olunan kişiye ise peşin olmuş olur. Tazmin eden olmaksızın, kendisinden tazmin olunan kişi talep etmeye malik ve hak sahibi olur. Bunu İmam Şafii söylemiştir.
İbn Abbas’tan rivayet edildiğine göre: “Bir adam, Hz. Peygamber döneminde on dinar alacaklı olduğu borçlusunun kendisine: ‘Sana verecek bir şeyim yok.’ demesi üzerine, onun peşine takılıp: ‘Allah’a yemin olsun ki, borcunu ödeyinceye veya bir kefil getirinceye kadar senden ayrılmam.’ dedi. Derken onu alıp Allah’ın Resûlü’nün yanına kadar götürdü. Bunun üzerine Hz. Peygamber: ‘Ona ne kadar süre veriyorsun?’ buyurdu. Adam: ‘Bir ay kadar.’ deyince, ‘Öyleyse ben onun adına sana kefil oluyorum.’ buyurdu.” Nitekim vadeli bir akit için malıyla tazmin olmuştur; dolayısıyla bu, alışveriş gibi vadeli olmuş sayılır.
Borç şayet vadeli olursa, onu peşin olarak tazmin ederse bu, peşin olarak ad edilmez ve onu vaktinden önce eda etmesi de gerekli olmaz. Çünkü tazmin eden bunu, tazmin olunan kişiden olmak üzere kısım kısım ayırdığından, dolayısıyla kendisinden tazmin olunan kişiden bu gerekli olmayacağı gibi, ondan da gerekli olmayacaktır. Kendisine tazmin olunan şahıs bu borcu peşin olarak gerekli kılacak olursa bile, bunu peşin vermesi gerekli olmaz. Bu durumda anlaşılacağı üzere, tazmin eden şahsa bunun gerekli olmayacağı daha öncelikli olur.
Bununla önceki mesele arasındaki farka bakarsak; peşin olan bir borç zimmette sabittir ve her zaman ödenmeye müstehaktır. Öyleyse borcun vacip olan bir kısmını, kendisine tazmin olunan şahsa ödemesini gerekli sayacak olursa ve kendisi de vadeli bunu tazmin etmiş olursa, bu geçerli olur. Sanki on dinar olan bir borcu, beş dinar olarak tazmin etmesi gibi sayılır. Vadeli borca gelince, bu ise vakti gelmeden ödenmeyi hak etmez. Nitekim bu durumda kişi, borcun ödenmesi vacip olmayan bir kısmını, kendisine tazmin olunan şahsa ödemesini gerekli saymış ve kendisi de bu borcu peşin olarak tazmin etmiş olur. Bu yönüyle, on dinar olan bir borcu yirmi dinar olarak tazmin etmeye benzer.