Yeri bilinsin yahut bilinmesin, kaçak bir kölenin satışı geçerli değildir. Aynı şekilde ürkütülüp kaçmış bir devenin ve atın satışı da bu kapsamda ele alınmaktadır. Bunu, İmam Malik, İmam Şafii, Ebu Sevr ve rey ashabı söylemiştir. Ebu Hureyre’nin rivayetine göre, o şöyle demiştir: “Hz. Peygamber taş atımı satışını ve garar/aldatma satışını yasakladı.” İşte bu da aldatma satışıdır; zira teslimi yapılamayan bir malın satışı demektir; bu nedenle de satışı caiz değildir, tıpkı havada uçan kuşun satışı gibidir. Şayet kuş, kişinin eline konacak olur da bu durumda onu satacak olursa, o zaman caiz olur; çünkü artık onu teslim etmeye muktedir sayılır.
Kendisine ait olsa da, olmasa da havada uçan kuşun satışı geçerli olmaz. Kendisine ait mülkünde olan bir kuş olursa, onu teslim edemeyeceği aşikardır. Kendisine ait olmayan kuşun satışı ise iki sebeple caiz olmaz. Birincisi, onu teslim etmekten aciz olması, diğeri de bu kuşun kendisine ait olmamasıdır. Bunda ise aslolan, söz konusu satışın bir tür garar sayılmış olacağıdır. el-Muvaffak der ki: Bunun yorumu hakkında şöyle denilmiştir: Bu tür satış, havadaki kuşun ve sudaki balığın satışıyla aynıdır. Bu hususta bir ihtilafın olduğunu da bilmiyoruz. Söz konusu olan kuşun geri gelmesi beklenen kuşlardan olmasıyla, geri gelmesi beklenmeyen kuşlardan olması arasında bir fark yoktur; zira istenildiği zaman geleceğinden emin değildir. Onu, ancak geri geldiğinde elde edebilmektedir.
Balığın da suyun içindeki satışı caiz değildir; ancak şu üç şart olursa başka: Birincisi, balığın kişinin kendi mülkü olması, ikincisi, suyun balığı gösterecek ve varlığını ibraz edecek şekilde berrak olması, üçüncüsü ise balığı yakalamanın ve tutmanın mümkün olması. İşte bu şartlar oluşacak olursa, satışı caiz olur; çünkü bu halde teslim edilmesi mümkün sayılır; bunun yanında bu şartlardan birisi ihlal olursa satışı caiz olmaz.