"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Alışveriş akdinin sigası

Alışveriş iki kısma ayrılır:

İcap ve kabul. İcap; Satıcının: “Sattım, sana verdim vb.” gibi ifadeler söylemesi, Kabul de Alıcının: “Satın aldım, kabul ettim vb.” gibi ifadeler söylemesidir.
Muatat satış. Alıcının: “Bana şu para ile ekmek ver.” demesi ve satıcının da ona rızası doğrultusunda onu vermesidir. Ya da: “Şu elbiseye karşılık bu parayı al” ve satıcının da onu almasıdır. İşte bu satış geçerlidir. Bunu, İmam Ahmed ifade etmiştir. Bu, İmam Malik’in de görüşüdür. Nitekim o şöyle demiştir: Alışveriş akdi, insanların “alışveriş” olarak bildikleri duruma göre meydana gelir. Kimi Şafii ashabı da buna benzer bir görüşe sahip olmuşlardır. Çünkü Yüce Allah alışverişi helal kıldı, keyfiyetini ise beyan etmedi. Bu durumda, -tıpkı (malı) kabzetme, çıkarma ve ayırma konularında örfe bakıldığı gibi- bunda da insanların örfüne müracaat edilir. Zira Müslümanlar çarşı-pazarlarda hep bu hal üzere yaşamışlardır.
Kimi Hanefiler ise; Bu sadece birtakım bayağı ve adi malların satımında geçerli olabilir (başkasında olamaz), demiştir. el-Kadı (İyaz) tarafından da buna benzer bir görüş nakledilmiştir. Nitekim o: Büyük mallarda olmaksızın yalnız çok küçük mallarda bunu gözetmek geçerli olabilir, demiştir. Şafii mezhebine göre ise; Alışveriş akdi ancak icap ve kabul ile sahih olur.
Bu görüşe şöyle cevap verilebilir: Bir defa alışveriş onlar (sahabe) tarafından da bilinen ve icra edilen bir konuydu. Şeriat da birtakım hükümleri ortaya koyarken, onları olduğu gibi (örfe) bırakmıştır; dolayısıyla rey ve hüküm vermek şeklinde bunların değiştirilmesi caiz değildir. Çokça alışveriş yaptıkları halde ne Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’den ne de ashabından icap ve kabulü kullandıklarına dair bir nakil gelmiş değildir. Eğer bu icap ve kabulü kullandıkları vaki olsaydı, buna dair fazlasıyla nakiller gelmiş olurdu. Eğer bu şart olsaydı bu nakledilirdi, kuşkusuz onlardan bu hususta bir ihmallik ve nakledilmesine dair bir gafletin sadır olacağı düşünülemez. Çünkü alışveriş tüm insanların ihtiyaç duyduğu zorunlu konulardandır, herkesi ilgilendirir. Öyleyse icap ve kabul şart olmuş olsaydı, Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem) bunu mutlaka izah ederdi ve hükmünü de gizli tutmazdı. Çünkü o zaman fasit akitlerin işlenmesine ve dolayısıyla da batıl yollarla malın yenilmesi (musibetine) sürüklemiş olacaktır.

el-Muvaffak (İbn Kudame) der ki: Bildiğimiz kadarıyla ne Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’den ve ne de ashabından buna (icap ve kabulü kullandıklarına) dair bir nakil gelmiş değildir. Çünkü insanlar, her dönemde muatat üzere bizzat alışveriş yapmışlardır. Buna karşı çıkan ve muhalefet eden de nakledilmiş değildir; dolayısıyla bu bir icma halini almış oldu. Nitekim icap ve kabul ile sadece karşılıklı rıza kasdedildiğinden, buna dair bir eşitlik yahut mal alışverişi söz konusu olacak olursa bu, icap ve kabulün yerini almış olacaktır; dolayısıyla da caiz ve alışveriş için yeterli gelmiş olacaktır, zaten bu konu ibadet yönü olan bir konu da değildir.

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/bey-alisveris/,https://kutsalayet.de/meclis-muhayyerligi/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız