"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Akrabaların payı

Akrabaların payı, Hz. Peygamber’in vefatından sonra da sabittir. Bu konu hakkında geçmişte ihtilaflar olmuşsa da Yüce Allah kitabında bu akrabaları zikretmiş, Peygamber de onlara hisse vermiştir. Bu hükmün neshedildiği söylenemez. Dolayısıyla hükmü sabittir ve bu doğrultuda amel vaciptir.

Akrabalardan kasıt, Beni Haşim ve Beni Muttalib b. Abdümenaf’tır. Başkaları buna dahil değildir. Buna delil olarak Cübeyr b. Mut’im’in rivayeti vardır. Beni Nevfel’den olan Cübeyr ve Beni Abduşşems’ten olan Hz. Osman birlikte Hz. Peygamber’e gidip: “Beni Muttalib’e Hayber ganimetinden pay verdin de bizi bıraktın. Halbuki biz de aynı soydanız.” dediklerinde, Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: “Beni Haşim ile Beni Muttalib bir soydur.” Bu nedenle Beni Abduşşems ve Beni Nevfel’e pay verilmemiştir.

Annesi bu kabilelerden, babası başka kabileden olanlara da pay verilmez. Çünkü Hz. Peygamber, annesinin akrabaları olan Zühre oğullarına bir şey vermemiştir. Hayber hadisi de bunu desteklemektedir. Aynı şekilde halasının oğullarına da bu paydan bir şey vermemiştir.

Akrabalara ayrılan hissede erkek de kadın da ortaktır; çünkü “akraba” ismi hepsini kapsar. Ancak aralarındaki dağıtımda farklı görüşler vardır. İmam Ahmed’e göre, erkek iki kadının payı kadar alır. Bu, Şafii mezhebinin görüşüdür. Çünkü mirasta olduğu gibi, baba hattından gelen yakınlık esas alınır.

Ondan gelen başka bir görüşe göre, erkek ve kadın eşit pay alır. Bu, Ebu Sevr, el-Müzeni ve İbn Münzir’in görüşüdür. Çünkü her biri “akraba” ismini oluşturur ve diğer beşte birlik hisselerde olduğu gibi eşit sayılırlar. Akrabalıkta eşit sayıldıkları için yaş farkı da etkili değildir. Bu konuda da iki görüş mevcuttur.

Pay alacak kişiler farklı şehirlerde olsalar da hak sahibidirler. İmkan ölçüsünde bu payların genelleştirilmesi gerekir. Bu, İmam Şafii’nin görüşüdür. Çünkü bu pay, baba soyundan gelen akrabalık sebebiyle hak edilmiş bir paydır ve miras gibi herkese dağıtılması gerekir.

Bir başka görüşe göre ise, sadece o bölgenin ahalisi içindeki savaşçılara bu pay verilir. Çünkü uzak bölgelere bu ganimeti nakletmek zordur ve tüm hak sahiplerine birebir dağıtmak vacip değildir. Bu, mazeret olarak görülür.

el-Muvaffak der ki: İnşallah doğru olan, hisselerin bu şekilde genelleştirilmesinin vacip olmamasıdır. Çünkü bu oldukça zordur. Bu pay, beşte birlik ganimet payındandır; dolayısıyla diğer paylar gibi her bir kişiye ulaştırılması gerekmez. Sultan, imkanı ölçüsünde bu payları kendi bölgesindeki hak sahiplerine dağıtır.

Bu noktada zengin olanlarla fakir olanlar arasında fark yoktur. Bu, İmam Şafii ve Ebu Sevr’in görüşüdür. Çünkü Yüce Allah’ın “onun akrabalarına…” buyruğu genel manadadır. Dolayısıyla özel bir delil olmadan tahsis edilemez. Nitekim Hz. Peygamber, akrabalarının tümüne bu payı vermiştir ve içlerinde Hz. Abbas gibi zenginler de vardı. Fakirleri ayırdığına dair bir rivayet bulunmamaktadır. Çünkü bu pay, akrabalık sebebiyle hak edilmiş bir maldır ve miras veya vasiyet gibi zengin-fakir ayrımı yapılmaksızın verilir.

Hz. Osman ve Cübeyr de zengin oldukları halde bu paydan kendilerine verilmemesini sorgulamışlardır. Hz. Peygamber ise, Beni Muttalib’in kendisine yardım bakımından daha fazla katkı sağladıklarını ve soyca Beni Haşim ile bir olduklarını gerekçe göstermiştir. Eğer zenginlik bu paydan men edilme sebebi olsaydı, onlar bu hakkı talep etmezlerdi. Peygamber de onları zenginlik gerekçesiyle değil, farklı kabileden olmaları sebebiyle men etmiştir.

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/peygamber-payinin-sarf-edilecegi-yer/,https://kutsalayet.de/yetimlerin-payi/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız