Cemreler için taşları yolu üzerinden ya da Müzdelife’den alıp toplar ki, taşlama öncesinde yolunda giderken kendisini meşgul etmemiş olsun. Zira İbn Ömer de taşları Müzdelife’den toplardı.
İmam Şafii de bunu müstehap saymıştır.
İmam Ahmed’den nakledildiğine göre, o ise: İstediğin yerden alabilirsin, demiştir. Bu, Ata ve İbn Munzir’in de görüşüdür. el-Muvaffak der ki: İnşallah-u Teala doğrusu da budur. Çünkü İbn Abbas şöyle demiştir: “Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem), bineğinin üzerinde bulunduğu esnada bana Akabe sabahı: ‘Gel, Bana taş topla!’ buyurdu. Bunun üzerine ben de ona küçük çakıl taşları toplayıp verdim. Bunları eline alınca: ‘Evet, işte bunun gibi olsun. Aşırıya kaçmaktan da sakının. Kuşkusuz sizden öncekileri ancak dinde aşırıya kaçmaları helak etmiştir.’ buyurdu.”
Bu ise Mina’da meydana gelmişti. Dolayısıyla bu taşları istediği yerden toplamasında bir ihtilaf yoktur.
Söz konusu olan taşların hazf (nohuttan büyük ve fındıktan da küçük) olması müstehap sayılmıştır. el-Esrem der ki: Taşlar; nohuttan büyük, fındıktan da küçük olmalıdır.
“Taş” anlamına gelen her şeyi atmak caizdir ve bu taş, küçük (çakıl) taşı olmalıdır. Bunu, İmam Malik ve İmam Şafii söyler. Çünkü Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem) çakıl taşı atmıştır. Bunun yanında çakıl taşı atılmasını da emir buyurmuştur. Bu nedenle hüküm, “çakıl taşı” olmayan şeyleri kapsamaz. Sadece kendi türündeki taşları kapsamına almaktadır. Dolayısıyla delil olmadan herhangi bir şeyi bu çakıl taşlarına tahsis etmek ya da başkasını ona katmak caiz değildir. Çünkü bu, başlı başına bir konudur ve bunda kıyas olmaz.
Ebu Hanife ise; çamur, kerpiç ve yer cinsinden olan şeyleri de (atmak) caizdir, demiştir. Ona ise geçen açıklamalarla cevap verilmiştir.