Remel’in manası; kısa adımlarla, koşmaksızın hızlı yürümektir. Kudüm tavafının ilk üç şavtında remel yapmak sünnettir. el-Muvaffak der ki: İlim adamları arasında bu hususta muhalefet edeni bilmiyoruz. Şüphesiz, İbn Ömer, İbn Abbas ve Cabir hadislerinden nakledildiğine göre, Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’in tavaf yaparken ilk üç şavtında remel yaptığı, son dördünde ise normal yürüdüğü rivayet edilmiştir.
İlk üç şavtın hepsinde remel yapmak sünnettir. Bu remeline Hacer-i Esved’den başlar ve yine ona vararak bitirir. Bu esnada normal olarak yürümez. Bunu, İmam Malik, Sevri, İmam Şafii ve Rey ashabı söylemiştir. Nitekim İbn Ömer’den gelen rivayete göre, o şöyle demiştir: “Allah Resulü (sallallahu aleyhi ve sellem) Hacer-i Esved’den başlayarak tavafın üç şavtında remel yapmış, son dördünde ise normal yürümüştür.” Cabir’den nakledildiğine göre, o: “Ben Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’in Hacer-i Esved’den olmak üzere remele başladığını ve yine ona vararak bitirdiğini gördüm…” demiştir. Her iki hadisi de Müslim rivayet etmiştir.
İbn Abbas der ki: “Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) ashabıyla birlikte (Mekke’ye) geldiler. Müşrikler: ‘Yarın size öyle bir kavim gelecek ki, sıtma kendilerini bitirmiş, ondan dolayı çok elem çekmiş olacaklar.’ dediler. Bunun üzerine Hz. Peygamber (müşrikler Müslümanların dinçliğini görsünler diye) ashabına tavafın üç şavtında remel yapmalarını, iki köşe arasında ise normal yürümelerini emretti. Allah’ın Elçisini, ashabına bütün şavtlarda remel yapmalarını emretmekten alıkoyan şey, onlara duyduğu merhametti.” Buhârî ve Müslim ittifak etmiştir.
Müslim’de geçen başka bir rivayette: “Bu hâli gören müşrikler: ‘Bunlar mı sıtmanın bitkin düşürdüğünü zannettiğiniz insanlar? Bunlar falan ve falandan daha sağlammış.’ demeye başladılar.” denmektedir.
Şu gerekçelerden dolayı İbn Ömer ile Cabir’in naklettikleri rivayetler, İbn Abbas’ın aktardığı bu rivayetin önüne geçmektedir:
İbn Ömer ve Cabir’in rivayet ettikleri hadisler, bu uygulamanın sabit olduğunu göstermektedir.
İbn Abbas’ın rivayet ettiği hadis ise, kaza umresinden verdiği bir haberi ifade etmektedir. Bunun yanında İbn Ömer ve Cabir’in hadisleri, Veda Haccı’nda Allah’ın Resulü (sallallahu aleyhi ve sellem)’in pratiğini göstermektedir. Dolayısıyla İbn Abbas hadisinin önüne geçirilmesi vaciptir.
İbn Abbas bu zaman diliminde henüz küçük bir çocuktu. Cabir ve İbn Ömer ise, Allah’ın Resulü (sallallahu aleyhi ve sellem)’in amellerini takip edebilecek yaşta olgun adamlardı ve bunları ezberlemek noktasında oldukça gayretliydiler. Bu nedenle onlar, İbn Abbas’tan daha bilgili sayılırlar. Bunun yanında sahabenin büyük bir kısmı da zikrettiğimiz şeyler doğrultusunda amel etmişlerdir. Eğer Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’den İbn Abbas’ın söylediği gibi bir şey bilselerdi, başkasına yönelmezlerdi. Muhtemeldir ki İbn Abbas’ın naklettiği bu konu, zaafiyet ve kendilerine duyulan bir merhametten kaynaklanan bir kaza umresi ile ilgili özel bir durumu ifade etmektedir. Bizim rivayet ettiğimiz ise, diğer herkesin icra ettiği bir sünnettir.
Kudüm tavafı ya da umre tavafının ilk üç şavtının dışında remel yapmak sünnet değildir. Bu şavtlarda remel terk edilirse, diğer dört şavt içinde kazası yapılmaz. Çünkü yer ve zamanı geçmiştir, onu kaçırmış sayılır; tıpkı namazın ilk iki rekatındaki sesli kıraati okumayı terk eden kimse gibidir.
Bir de son dört şavttaki tavafın hâli; normal yürümek, ilk üç şavttaki tavafın hâli ise remel yapmaktır. Buna göre son dördünde remel yapacak olursa, tüm tavafın düzenini ve yapısını bozmuş olur. Tıpkı yatsı namazının ilk iki rekatındaki sesli kıraati terk edip de, onları son iki rekatta okuyan kimse gibi olur.
Tavafta zikredilenler dışında remel ve iztıba yapmak sünnet değildir. Çünkü Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem) ve ashabı sadece bu yerlerde remel ve iztıba yapmışlardır.