Ferç tarafından cima etmekle haccın bozulacağında ihtilaf yoktur. Bunda aslolan, İbn Ömer’in şu naklettiği rivayettir: Bir adam ihramlı olduğu halde karısıyla cinsi ilişki kurduğunu ona sorunca, İbn Ömer: “Haccın bozulur.” cevabını verdi. Adam: “Peki, ne yapmalıyım?” diye sordu. Bunun üzerine İbn Ömer şöyle cevap verdi: “İnsanlarla beraber ihrama gir, onların yaptıklarını sen de yap, seneye çıkacak olursan baştan hac et ve hediye kurbanı kes.” Bunun aynısını İbn Abbas ve Abdullah b. Amr da söylemiştir. el-Muvaffak der ki: Bu konuda onların döneminde muhalefet edeni bilmiyoruz.
İbn Abbas’ın hadisi ise şöyledir: “Her ikiniz de ihrama girdiğinizde ayrılınız ve hac ibadetleriniz bitene değin bir araya gelmeyiniz.” Bu, Hz. Ömer (radıyallahu anh)’tan da rivayet edilmiştir. Bunu Sevri, İmam Şafii, İshak, Ebu Sevr ve Rey ashabı da söylemiştir.
Arafat vakfesinden önce ve sonra yapılmasında ise bir fark yoktur. Çünkü görüşleri zikredilen sahabelerin kavli, ihramlı olduğu halde cima eden (herkes) hakkında mutlak anlamda gelmiştir. Ebu Hanife ise; Arafat vakfesinden önce kişi cima etmiş olursa, haccının bozulacağını; vakfeden sonra cima etmiş olursa bu durumda haccının bozulmayacağını, çünkü Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem)’in: “Hac Arafattır.” buyurduğunu söylemiştir.
Arafat vakfesinden önce olduğu gibi, bunun ihram sebebiyle cimaya yeltenmek anlamı taşıyacağından tam olarak haccı bozmuş olacağı şeklinde cevap verilmiştir. “Hac Arafattır.” buyruğundan kasdedilen ise haccın çoğu Arafattır ya da Arafat’ın olması hac için ana bir rükündür, denmek istenmiştir.
İhramlı iken cima edenlerin bir bedene (sığır ya da deve) kurban etmeleri gerekir. Bunu, İmam Malik, İmam Şafii ve Ebu Sevr demiştir. Sevri ve İshak ise; ona bedene gerekir, aksi halde koyun gerekir, demişlerdir. Rey ashabı da şöyle demiştir: Arafat vakfesinden önce kişi cima etmiş olursa, haccı bozulur ve bir koyun gerekir. Vakfeden sonra cima etmiş olursa, o zaman bir bedene gerekir ve haccı da sahih olur. Çünkü vakfeden önce bir tür kaza etmesi gerekli olmuş anlamı vardır ve —haccı kaçırmak gibi— bedene kurban etmesi gerekmez.
el-Muvaffak şöyle der: Bize göre bu, ihramlı olarak cimaya yeltenmek anlamı taşıyacağından —vakfeden sonra olması gibi— bundan dolayı bir bedene (sığır ya da deve) cezası gerekir. Çünkü bu, isimlerini adetmiş olduğumuz sahabelerin kavlidir ve onlar bunun vakfeden önce ya da sonra olması noktasında bir ayrım gözetmemişlerdir. Haccı kaçırmaya gelince, bir defa icmaya göre bu, cima konusundan farklıdır. Onun içindir ki bu noktada —cimanın tersine— onda koyun cezasını gerekli görmemişlerdir.
Kadınla zorla cima yapılmış olursa, —oruçta olduğu gibi— kadının bundan dolayı hediye kurbanı vermesi gerekli değildir, erkeğin de o kadının adına vermesi gerekli değildir. Bu, İshak ve Ebu Sevr’in görüşüdür. İmam Ahmed’den gelen başka bir görüşe göre; erkeğin o kadının adına hediye kurbanı vermesi gerekmektedir. Bu, İmam Malik’in de görüşünü oluşturur. Çünkü kadın hakkındaki bu haccı ifsat eden etken erkek olmuştur. Bu durumda, kadının haccını bozan erkeğin kendi haccına kıyasla hediye kurbanını vermesi gerekli olmuştur.
Gönüllü olarak ikisi de cima etmiş olurlarsa, her ikisine de bedene vermek gerekir. Bu, İmam Malik’in görüşüdür. Çünkü İbn Abbas’ın kavli şöyle gelmiştir: “Sen de deve kurban et, o (hanımın) da deve kurban etsin.” Çünkü her iki taraf da cinsel ilişkiyi hiçbir zorlama olmaksızın (gönüllü olarak) yaptıklarından dolayı, kadına da —tıpkı erkek gibi— bedene cezası gerekli olur.
İmam Ahmed’den nakledildiğine göre, o şöyle demiştir: Umarım her ikisine de bir tane (bedene) hediyelik kurban yeterli gelir. Bu, Şafii mezhebinin de görüşüdür. Çünkü bu, bir tane cinsel ilişkidir ve bundan sebep sadece bir tane bedene gerekli olur. Sanki zorla yapılmış gibidir. Bunun yanında, uykuda olan ihramlı bir kadınla cima etme konusu da bu hükme tabidir.
Haccın bozulmasına gelince; zorla yapılması ve isteyerek yapılması arasında bir fark yoktur. el-Muvaffak; bunda bir ihtilafın olduğunu bilmiyoruz demiştir.