İhrama girerken telbiye getirmek sünnettir. Çünkü Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem) bunu yapardı ve telbiyeyi sesli bir şekilde söylemeyi emrederdi. Bunun en asgari ölçüsü müstehap olduğudur, vacip ise değildir. Bunu, İmam Şafii söylemiştir. Çünkü telbiye getirmek bir zikirdir ve hacdaki diğer zikirler gibi vacip sayılmaz.
İmam Malik’in ashabından nakledildiğine göre, telbiye getirmek vaciptir, terk edilmesi durumunda ise dem/kan cezası gerekir. Sevri ve Ebu Hanife’den rivayete göre telbiye, ihramın şartıdır ve -tekbir getirmek gibi- ancak telbiye getirmekle bu sahih olur.
İlk olarak yola çıkacak kimsenin bineğinin üzerine doğrulduğunda telbiye getirmesi müstehap sayılmıştır. Enes ve İbn Ömer’in rivayetlerine göre; “Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem) bineğine binip de doğrulduğunda, telbiye getirdi.” İbn Abbas ise şöyle demiştir: “Bineğine bindi ve doğrulup Beyda düzüne çıktığı vakit Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) ve ashabı telbiye getirdiler.”
“Telbiye etmek”ten kasıt; yüksek sesle telbiyeyi okuyup söylemek demektir.
Sahihayn’da geçen İbn Ömer hadisi şöyledir: “Allah’ın Resulü (sallallahu aleyhi ve sellem)’in telbiyesi şöyledir: ‘Lebbeyk Allahümme! Lebbeyk! Lebbeyke la şerike leke lebbeyk! İnnel-hamde ven-nimete leke, vel-mulk, La şerike leke.’” Buhari’nin, Hz. Aişe’den ve Müslim’in de, Cabir’den naklettikleri rivayet de vardır.
“Telbiye” ifadesi, gereklilik göstermek manasına gelen “lebbe” fiilinin mekân ismidir. Sanki kişi telbiye (Lebbeyk: Senin için geldim) derken: “Senin emrine uymaya geldim, sana itaat etmeye hazırım…” demiş gibidir. Ardından onlar (hacılar ve umreciler) telbiyede övgüye başlar ve bunu defalarca kez tekrarlarlar. Çünkü defalarca kez (itaat ederek) bir yerden bir yere ikamet etmeyi kasdetmektedirler. İlim adamlarından bir topluluk ise telbiyenin manasının, Hz. İbrahim (a.s.)’ın hac için insanları davet etmeye çağırdığındaki nidasına icabet etmek, demek olduğunu söylemişlerdir.
Allah Resulü (sallallahu aleyhi ve sellem)’in telbiyesinin üzerine ziyade yapmak (fazla cümleler söylemek) müstehap değildir, mekruh da değildir. Buna benzer bir görüşü İmam Şafii söylemiştir. Çünkü Cabir’den şöyle nakledilmiştir: “Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) telbiye getirip: ‘Lebbeyk Allahümme Lebbeyk, Lebbeyke La Şerike Leke Lebbeyk, İnne’l-Hamde Ve’n-Ni’mete Leke, Ve’l-Mülk, La Şerike Lek’ tevhid sözlerini yüksek sesle söyledi. İnsanlar da öteden beri söyleye geldikleri bu telbiyeyi yüksek sesle tekrarladılar. (Bazı insanlar ziyade yaparak: ‘Lebbeyk Zelmearic Lebbeyk Zelfevadıl’ diye telbiye getirdiler.) Allah’ın Elçisi (sallallahu aleyhi ve sellem) onlara bundan bir şeyi reddetmedi. Allah Resulü kendi telbiyesine devam etti.” Bu da gösteriyor ki telbiyeye bir şeyi ilave etmekte bir sakınca yoktur, eklemek müstehap da değildir. Çünkü Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem) kendi telbiyesine devam etti, bunu defalarca tekrar etti ve üzerine başka bir şeyi de eklemedi.
Kendisi için ihrama gireceği hac ya da umresinin şeklini telbiyesinde söylemesi de müstehap sayılmıştır. Nitekim Enes’ten şöyle nakledilmiştir: “Ben Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’in umre ile hacca birlikte niyetle; ‘Lebbeyke umreten ve haccen, Lebbeyke umreten ve haccen’ diyerek yüksek sesle telbiye getirdiğini işittim.” Cabir şöyle demiştir: “Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) ile beraber (hac için) yola çıktık ve biz: ‘Lebbeyke bilhac’ derdik.” Enes ise: “Onları işittim, Hac ve umre için birlikte telbiyeye niyet ediyorlardı.” demiştir. Bir lafız da şöyledir: “Onları işittim, Hac ve umre için birlikte ‘Hac ve umre için (lebbeyk)’ diyerek telbiyeye niyet ediyorlardı.” Ebu Said ise şöyle demiştir: “Biz Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) ile beraber hac için yola çıktık ve sesli olarak hac için ‘Lebbeyke’ dedik…”
Telbiyeyi sürekli söylemek ve her halükarda onu çoğaltmak müstehaptır. Yüksek bir yere çıkıldığında ya da bir vadiye inildiğinde de telbiyeyi söylemek daha müstehap sayılmıştır. Bunun yanında insanlarla karşılaşınca ve beş vakit namazların peşine de telbiye getirmek müstehaptır. Cabir’den nakledildiğine göre, o şöyle der: “Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) hac yaptığında, binekli bir kimseyle karşılaşınca, bir tepeye çıkınca, vadiye inince, beş vakit namazların peşine ve gecenin sonunda telbiyede bulunurdu.”