İhrama giren bir kimsenin ihrama niyet edeceği vakit şart koşup: “Şayet yolda beni hapsedecek/engelleyecek bir durum olursa, benim ihramdan çıkacağım yer, beni haccetmekten aciz kılacağın yer olsun.” demesi müstehap görülmüştür. Bu şart, iki şeyi ifade etmektedir:
Kendisi bir düşman tarafından önü kesilecek olur ya da hasta olması, parasını düşürmesi vb. gibi birtakım engeller sebebiyle haccı/umresinden engellenecek olursa, bu durumda onun ihramdan çıkma hakkı vardır.
Kendisi bu durum altında ihramdan çıkacak olursa dem/kan cezası da yoktur, oruç kefareti de yoktur. Bu görüşe, Irak’ta bulunduğu halde İmam Şafii sahip olmuştur. Nitekim Hz. Aişe’den nakledildiğine göre, o şöyle demiştir: “Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) Dubaa binti Zübeyr’in yanına vardı, o da: ‘Ey Allah’ın Resulü! Ben hac yapmak istiyorum, ama kendimi çok hasta hissediyorum.’ dedi. Bunun üzerine Allah’ın Elçisi (sallallahu aleyhi ve sellem): ‘Sen haccet ve (ihrama girerken) Ey Allahım! İhramdan çıkacağım yer, beni haccetmekten aciz kılacağın yer olsun.’ diye şart koş, buyurdu.”
İbn Abbas’tan rivayet edildiğine göre: “Dubaa binti Zübeyr Allah’ın Resulü (sallallahu aleyhi ve sellem)’in yanına gitti ve: ‘Ben oldukça ağır (şişman) bir kadınım, hac da yapmak istiyorum, neyi emredersiniz?’ diye sordu. Allah’ın Elçisi (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: ‘Haccını yap ve (ihrama girerken) Ey Allahım! İhramdan çıkacağım yer, beni haccetmekten aciz kılacağın yer olsun.’ diye şart koş, buyurdu.”
İmam Malik ve Ebu Hanife ise buradaki “şart koşma”yı kabul etmemişlerdir. Ebu Hanife’den nakledildiğine göre; ihramda iken şart koşmak, kan cezasının sakıt olmasını ifade etmektedir ve ihramdan çıkmak demek olan tehallül ise ona göre, ihsarın (alıkonulmanın) her türlüsü ile sabittir. Onlar, İbn Ömer’in burada koşulan şartı kabul etmeyip: “Size Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’in sünneti yeter…” dediği kavlini gerekçe göstermişlerdir.
el-Muvaffak şöyle demiştir: Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’in sözünün yanında başkasının sözü bile yok iken, İbn Ömer’e ait çelişkili sözü nerede olsun?