Hanbelî mezhebine göre itikâf, oruç olmaksızın da geçerlidir. Bunu, İmam Şâfiî ve İshak da söylemiştir. Çünkü Hz. Ömer hadisinde, kendisi şöyle demiştir: “Ey Allah’ın Resulü! Ben cahiliye döneminde Mescid-i Haram’da bir gece kalmayı adadım.” Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) de: “Öyleyse adağını gerçekleştir.” buyurmuştur. Eğer oruç itikâf için şart olsaydı, geceleyin yapılan itikâf geçerli olmazdı. Oysa orucun vacip olması ancak şer’î bir delille sabit olur ve bu konuda ne bir nass ne de bir icma vardır.
Buna karşılık İmam Ahmed’den gelen başka bir rivayette, orucun itikâf için şart olduğu görüşü nakledilmiştir. Aynı görüşü İmam Mâlik, Ebu Hanife, Leys ve Sevrî de paylaşmıştır. Nitekim Hz. Âişe’den gelen rivayette, Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem): “Oruç olmadan itikâf olmaz.” buyurmuştur. İbn Ömer’den gelen bir rivayette ise, Hz. Ömer’in bir gece yahut bir gün itikâf etmeyi adadığı, Allah Resulü’nün de ona: “İtikâf et ve oruç tut.” buyurduğu nakledilmiştir.
el-Muvaffak bu hadislerin sahih olmadığını belirtir. Hz. Ömer’den gelen hadisleri İbn Bedii tek başına rivayet etmiş olup, kendisi zayıf bir ravidir. Ebu Bekir en-Nisaburî bu hadis hakkında: “Bu hadis münkerdir; doğrusu bizim yaptığımız rivayettir.” demiştir. Hz. Âişe’den gelen rivayet ise mevkuf olup, bunu merfu kabul edenler hataya düşmüştür. Farz kabul edilse dahi, burada kastedilen orucun müstehap olduğu söylenmiştir.
Sonuç olarak, itikâfa girenin oruçlu olması müstehaptır. Çünkü Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) her zaman oruçlu olarak itikâfa girerdi. Zira itikâf yapan kişi ibadetle meşgul olur, oruç da ibadetlerin en üstün olanıdır. Böylece kişi, hem ibadetle meşgul olur hem de söz konusu ihtilaftan çıkmış olur.