Rikaz’da verilmesi vacip olan zekâtın miktarı beşte birdir. Bununla ilgili hadis-i şerif ve icmâ geçmişti.
Rikaz’ın nereye verilip sarf edileceğine gelince; ilim adamlarının ihtilâfı sebebiyle, İmam Ahmed’den bu noktada farklı rivayetler gelmiştir.
Ondan rivayet edildiğine göre, rikazın beşte biri ayette geçen zekât sınıflarına verilmesi gerekmektedir. Bu, İmam Şâfiî’nin görüşüdür. Çünkü Hz. Ali (radıyallahu anh), hazine bulan kişiye bunu yoksullara tasadduk etmesini emretmiştir.
İkinci rivayetine göre; bunu fey (ganimet) taksimine göre sarf edip dağıtır. Bu rivayet daha sahih ve onun mezhebine göre kıyasa daha uygundur. Ebû Hanîfe ve el-Müzenî de bunu söylemişlerdir.
Nitekim Ebû Ubeyd’den rivayete göre; “Bize Hişam’ın tahdisi ve Mecâlid’in de haber vermesine göre, onun da Şa‘bî’den yaptığı nakilde şöyle der: Bir adam, Medine’nin dışında gömülmüş olan bin dinar (altın) buldu. Onu alıp Hz. Ömer’e getirdi. Bunun üzerine iki yüz dinarını humus (beşte bir) olarak aldı ve geri kalanını da o adama verdi. Hz. Ömer, iki yüzü orada hazır bulunan Müslümanlara taksim etti ve ondan biraz artınca, bu sefer: ‘Dinarların sahibi nerede?’ diye seslendi. Adam onun yanına gelince: ‘Al, bu dinarlar sana aittir.’ dedi.”
Şayet bu bir zekât olsaydı, bu durumda onu sadece zekâtı alan sekiz sınıfa vermesi icap ederdi ve geri kalanını o bulana vermezdi. Bir de humus, zimmî olana vaciptir; zekât vermesi ise ona vacip değildir. Çünkü bu, hakkında beşte bir taksimatın yapıldığı bir mal olduğundan dolayı kâfirlerin elinden çıkmış olması hasebiyle, ganimetin beşte bir olarak taksim edilmesine benzer.