İnsanın ölümü düşünmesi ve onun için hazırlık yapması müstehaptır. Çünkü Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) : “Lezzetleri birden kesen ölümü çokça hatırlayın.” buyurmuştur. Kişi, hasta olduğu vakit sabır göstermesi ve kendisine bir zarar isabet ettiğinde de ölümü temenni etmemesi müstehap sayılmıştır. Çünkü bu yönde Allah’ın Elçisi (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Sizden biriniz kendisine gelen bir sıkıntıdan dolayı ölümü temenni etmesin. Fakat: Ey Allahım, hayat benim için hayırlı olduğu sürece beni yaşat. Benim için ölüm daha hayırlı olduğu zaman da canımı al, desin.” Buharı ve Müslim ittifak etmiştir. Yüce Rabbine de hüsnü zannını besler. Nitekim bu minvalde Cabir şöyle demiştir: “Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’in vefatından üç gün önce ben O’nu şöyle buyururken işittim: ‘Sizden biriniz Allah’a hüsnü zan etmekten başka bir halde ölmesin.'”
Hastayı ziyaret etmek müstehaptır. el-Bera şöyle demiştir: “Cenazelere katılmakla ve hastayı ziyaret etmekle emrolunduk.” Buharı ve Müslim ittifak etmiştir. Bir hastanın yanına girdiğinde ona dua eder ve rukye yapar. Nitekim Sabit: “Ey Ebu Hamza! Hasta mı oldun?” deyince, Hz. Enes şöyle cevap verdi: “Sana Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’in yaptığı rukyesinden yapayım (okuyayım) mı?” O da: “Elbetteki…” deyince o, şöyle okudu: “Ey insanların Rabbi! Acıyı gider, şifa ver, sen Şafisin. Senin şifandan başka hiçbir şifa yoktur. Senden hiçbir hastalığı hariç tutmayan şifa istiyoruz.”
Tevbe etmesini ve vasiyette bulunmasına dair teşvikte bulunur. Zira bu hususta İbn Ömer’in rivayet ettiğine göre Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdu ki: “Vasiyyet edecek bir şeyi olup da üzerinden iki gece geçen bir müslümanın hakkı ancak vasiyyetinin, yazılı olarak yanında bulunmasıdır.” Buharı ve Müslim’in ittifak etmiştir.
Hastanın yanında, ona en yakın olanın bulunması, hastanın gidişatını gelenlere anlatması ve Yüce Allah için takva sahibi olması müstehaptır. Çünkü bu durumda hastanın, Allah’u Teala’yı zikretmesine, günahlardan ve hatalardan dolayı tevbe edip kurtulmasına ve vasiyeti de hatırlatmasına vesile olmuş olmaktadır. Ölüm döşeğine düşmüş olduğunu görürse, ona birtakım sözleri ilka eder, hatta onu kavrayıp, kendisine su serpintisinde bulunur yahut da ona sudan içmesini sağlar, bir bezle dudaklarını ıslak tutar, onu kıbleye doğru çevirir ve ona, “La ilahe illallah” kelimesini telkin eder. Çünkü Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem): Ölüm döşeğinde olanlara La ilahe illallah kelimesini telkin ediniz, buyurmuştur. Bu yaptıklarını nazikçe ona ilka eder, onu zorlamadan ve tekrar ettirmeden yerine getirir. Bir şeyi konuşmasına zorlamaz. Bir müddet sonra telkini bir daha tekrar eder ki, söylediği son sözü “La ilahe illallah” kelimesi olsun. Çünkü Allah’ın Resulü (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Kimin son sözü ‘La ilahe illallah’ olursa cennete girer.”