Yer, şayet idrar, içki ve benzer necislerle pisletildiğinde, buranın temizlenmesi suyun dökülüp değişikliğe uğratılmasıyla gerçekleşir. Yani necasetin rengi ve kokusu giderilir. Bunun yanında (suyun dökülmesiyle) o pislikten ayrılıp da değişikliğe uğramayan kısmı ise temizdir. Bunu, İmam Şafii söyler. Çünkü Enes’in naklettiğine göre, o şöyle demiştir: “Bir Bedevi gelip mescide işedi. Cemaatin bir kısmı hemen ona doğru hücum ettiler. Bunun üzerine Allah’ın Elçisi (sallallahu aleyhi ve sellem): ‘Onu serbest bırakınız.’ buyurdu. Bedevi işini bitirince Allah Resulü, bir kova su istedi ve suyu sidiğin üzerine döktürdü.” Buhari ve Müslim ittifak etmiştir.
Öyleyse arta kalan kısım şayet pis olsaydı, bu durumda o pisletilen şey için de fazladan su isterdi. Çünkü o bir yerde iken diğer başka yerlere de sirayet etmiş olmaktadır. Halbuki Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem), sadece mescidin temizlenmesini murad etmişti. Dolayısıyla necasetin yıkanmasından sonra arta kalan o kısım, damlalar (ve ıslaklıklar) temizdir ve bir bölümü de aynı yerdedir. İşte aynı şekilde bulunmasının durumu budur.
Ebu Hanife ise şöyle der: (Karışmış) o suyun artığı tam temizlenmedikçe o yer temiz olmaz. Çünkü o kısım da necistir, zira necaset o suya intikal etmiştir; dolayısıyla -sanki üzerinden necaset bir kez daha geçmiş gibi- pistir.
Bunun temizleme sonrasında hasıl olduğu şeklinde cevap verilmiştir. Çünkü su onu temizlememiş de olsa, zaten pisliğe bulaşması sebebiyle onu necis yapacaktır. Su necasete değmediği sürece de o yer temizlenmiş sayılmaz ve ondan arta kalan da yerde pislik olarak kalmış olur.
Şayet yere yağmur suları aksa ya da toprağı sel bassa, bu şekilde pisliğe değerek üzerinde akıp gitse, bu durum sanki o necasetin üzerine su dökme hükmü gibidir. Çünkü pisliğin temizlenmesinde niyet ve amele itibar edilmeyebilir. Bu durumda, insanın onun üzerine su dökmesiyle, o yere kişiden bağımsız olarak suyun dökülmüş olmasının hükmü aynıdır.
Yerdeki pislik güneşle, rüzgarla ya da kurutma ile temizlenmez. Bu, Ebu Sevr, İbn Munzir ve iki görüşünden birisine göre İmam Şafii’ye aittir. Çünkü Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem): “Onun idrarının üzerine bir kova su dökünüz.” buyurmuştur. Emir ise vücup ifade etmektedir. Çünkü burası necaset mahallidir – ve elbisede olduğu gibi – yıkamanın dışında temiz olmaz.
Ebu Hanife ve Muhammed b. el-Hasen ise; necaset izi gittiği takdirde bu temizlenmiş olur, demişlerdir.