Kabristanlıkta, bostanlıkta, hamamda ya da deve ağıllarında namaz kılmakla ilgili İmam Ahmed’den farklı bir rivayet gelmiştir. Nakledildiğine göre buralarda namaz kılmak hiçbir surette geçerli olmaz. Çünkü Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Yeryüzünün her tarafı mescittir, hamam ve kabristanlık hariç.” Buharî ve Müslim ittifak etmiştir. Cabir b. Semura hadisinde ise… kendisi: “Koyun ağıllarında namaz kılayım mı?” diye sorunca, Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem): “Evet” buyurdu. “Peki, deve ağıllarında kılayım mı?” diye sorunca, “Hayır!” buyurdu.
İmam Ahmed’den gelen diğer bir rivayete göre – necaset olmadığı sürece – bu yerlerde namaz kılmak geçerlidir. Bu ise İmam Malik, Ebu Hanife ve İmam Şafii’nin görüşüdür. Çünkü Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Yeryüzü bana mescid ve temiz kılındı, öyleyse ümmetimden herhangi bir kimseye namaz vakti ulaştığı zaman, namazını kılsın.” Buharî ve Müslim ittifak etmiştir.
Bu noktada gelen yasağın has (özel) olarak geldiği ve bu nedenle de söz konusu olan bu genel hükmün önüne geçeceği şeklinde cevap verilmiştir.
Pis olan bostanlara (ve bataklıklara) gelince, bunlar hakkındaki hüküm uyarı amacıyla gelmiştir. Çünkü pis ve necaset yerlerini akla getirdiği için bu yerlerde namaz kılmak yasaklandığına göre elbette bostanlar (ve bataklıklar) necasetin oluştuğu yerlerin başında gelir. Dolayısıyla buralarda namaz kılmaktan kaçınılması daha öncelikli sayılır.
Arkadaşlarımız ise hayvan kesim yerlerini, çöpleri, yol ortasını ve Kabe’nin damında da namazın kılınmasını bu yasağa eklemişlerdir. Ama el-Harki bunları zikretmemiştir. Muhtemeldir ki o, buralarda namaz kılmayı caiz saymıştır. Bu, aynı zamanda ilim ehlinin çoğunluğunun da görüşünü oluşturur. Çünkü Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’in: “Yeryüzü bana mescid ve temiz kılındı…” buyruğunun genelinden bu anlaşılmaktadır. Hadis ise üzerinde Buharî ve Müslim’in ittifak ettikleri bir hadistir. Zira bu hadis-i şeriften yine has olan sahih hadislerle kabir, hamam ve deve ağılları istisna edilmiştir. Bunların dışındaki yerlerde ise hüküm, umum üzere kalmıştır. Bu ise daha doğru olandır.