Bir kişi eğilerek su içerse, ağzına ve bıyığına çıkan sular “verilmiş sayılır”. Burnuna, başına veya sakalına gelen su ise “verilmiş sayılmaz”.
Fıçıyı suyla doldururken, ardından fıçıdan çıkan su ve boynuna bağlanan ipteki su ile kullanım için bağlanan ipteki su “verilmiş sayılır”. O ip ne kadar uzun olabilir? Rabbi Şimon ben Elazar der ki: Bir karış uzunluğunda olabilir. Fıçı borunun altına konursa, “verilmiş sayılmaz”.
Bir kişinin üzerine yağmur yağarsa, hatta bu kişi en yüksek derecede necasetle kirliyse bile, bu durumda “verilmiş sayılmaz”. Ama kişi kendini silkelerse, “verilmiş sayılır”.
Eğer kişi borunun altına serinlemek ya da kendini yıkamak için geçmişse ve kendisi necis ise, ıslanmış kısımlar necis olur. Eğer temiz biri ise, bu durumda “verilmiş sayılır”.
Bir tabak duvara su sıçrasın diye ters çevrilirse, bu “verilmiş sayılır”. Ancak duvar zarar görmesin diye konmuşsa, “verilmiş sayılmaz”.
Bir fıçının içine damlayan sular hakkında Beit Şammai “fıçıyı kırsın” der. Beit Hillel ise “suyu döksün” der. Ancak her ikisi de kişinin elini uzatıp içinden meyve almasına ve bunların temiz kalmasına izin verir.