Ki Rablerinin mesajlarını ulaştırmış olduklarını bilsin. Ve O, onların nezdindekileri kuşatmıştır ve her şeyi sayı olarak saymıştır.
Diyanet Vakfı
Ki böylece onların (peygamberlerin), Rablerinin gönderdiklerini hakkıyla tebliğ ettiklerini bilsin. (Allah) onların nezdinde olup bitenleri çepeçevre kuşatmış ve her şeyi bir bir saymıştır (kaydetmiştir).
Kurtubi Tefsiri
Ta ki o (peygamberlerin) Rabblerinin gönderdiklerini gereği gibi tebliğ ettiklerini ortaya çıkarsın. O, onların yanında olan herşeyi kuşatmıştır. Herşeyi de sayısı ile saymıştır.
“ortaya çıkarsın” âyeti hakkında, Katade ve Mukâtil şöyle demişlerdir: Ta ki Muhammed, kendisinden önceki rasûllerin bizzat kendisi risaletini tebliğ ettiği gibi, risaletlerini tebliğ ettiklerini bilsin, demektir, Burada İam”ın kendisine taalluk ettiği, hazfedilmiş bir lâfız vardır. Yani biz O’na vahyi koruduğumuzu haber verdik ki, kendisinden önceki rasûllerin de hakkı ve doğruyu tebliğ etmek hali gibi bir hal üzere bulunduklarını bilsin diye.
Bir diğer açıklama da şöyledir: Ta ki Muhammed, Cebrâîl’in ve onunla birlikte bulunanların kendisine Rabbinin risaletini tebliğ ettiklerini bilsin. Bu açıklamayı İbn Cübeyr yapmıştır. O dedi ki: Vahiy ile birlikte, mutlaka meleklerden dört koruyucu inerdi.
Şöyle de açıklanmıştır: Ta ki rasûller meleklerin Rabblerinin mesajlarını tebliğ ettiğini, bilsinler diye. Bir diğer açıklama da şöyledir: Hangi peygamber olursa olsun, kendisinin dışındaki diğer bütün peygamberlerin tebliğ ettiklerini bilsin diye, anlamındadır.
Bir diğer açıklamaya göre: Ta ki İblis, rasûllerin Rabblerinin risaletini onun karıştırmalarından ve adamlarının bir şeyler çalmalarına karşı korunmuş olarak tebliğ ettiklerini bilsin diye, demektir,
İbn Kuteybe dedi ki: Yani, ta ki cinler, rasûllerin kendilerine indirilenleri tebliğ ettiklerini, cinlerin kendilerinin ise, vahiyden bir şeyler çalarak kendilerinin tebliğ ediciler olmadıklarını bilsinler diye.
Mücahid dedi ki: Ta ki, rasûlleri yalanlayan kimseler, rasûllerin Rabblerinin risaletini tebliğ ettiklerini bilsinler diye.
“Ta ki o… ortaya çıkarsın” âyetin cemaat, “ye” harfi üstün olarak okumuşlardır. Açıklaması da zikrettiği iniz şekildedir. İbn Abbâs, Mücahid, Humeyd ve Yakub ise “ye” harfini ötreli, okumuşlardır. Rasûllerin tebliğ ettiklerini insanlara bildirsinler diye, anlamındadır.
ez-Zeccâc dedi ki: Ta ki Allah, rasûllerinin risaletlerini (onlara gönderdiklerini) hakkıyla tebliğ ettiklerini bilsin (ortaya çıkarsın) diye, demektir. Bu da “ye” harfinin üstün okunuşuna göre yapılmış bir açıklamadır. Yüce Allah’ın şu âyetine benzemektedir:
“Allah, içinizden cihad edenlerle, sabredenleri belli etmeden cennete girivereceğinizi mi sandınız?” (Al-i İmrân, 3/142)
Anlam: Ta ki Allah, bunu gayb iken bildiği gibi, müşahade ilmi ile de bilsin diye, demektir.
“O, onların yanında olan herşeyi kuşatmıştır.” O’nun ilmi yanlarında bulunan herşeyi kuşatmıştır. Bu da gerek rasûllerin, gerek meleklerin yanında bulunan herşeyi… demektir. İbn Cübeyr dedi ki: Yani ta ki rasûller Rabblerinin ilminin kendilerinde bulunanı kuşatmış olduğunu bilsinler ve böylelikle O’nun kendilerine bildirdiklerini tebliğ etsinler diye… anlamındadır.
“Herşeyi de sayısı ile saymıştır.” Herşeyi sayısıyla bilip kuşatmış, onlardan hiçbir şey O’na gizli kalmamıştır.
“Sayısı ile” lâfzı, hal olarak nasbedilmiştir. Yani O, herşeyi sayılması halinde sayısı ile bilmiştir. Mastar (mef’ûl-i mutlak) olarak nasbedildiğini de kabul edebiliriz. Bu da O, herşeyi sayısıyla tam olarak sayıp bilmiştir, demek olur. Bu durumda hazfedilmiş fiilin mastarı (mef’ûl-i mutlakı) olur. Şanı yüce Allah, herşeyi sayısıyla bilen (el-Muhsî), herşeyi bilgisiyle kuşatan (el-Muhît), herşeyi bilen (el-Alîm) ve herşeyi tek tek tesbit eden, koruyan (el-Hafîz)dır. Bütün bunlara dair açıklamaları “el-Kitabu’l-Esnâ fi Şerhi Esmâillahi’l-Hüsnû” adlı eserimizde açıklamış bulunuyoruz.
Cin Sûresi burada sona ermektedir. Hamd, yalnızca bir ve tek olan Allah’adır,