De ki: “Beni ve yanımdakileri Allah helâk etse yahut bize merhamet etse — peki, kâfirleri acı azaptan kim kurtarır?”
Diyanet Vakfı
De ki: Allah beni ve beraberimdekileri (sizin istediğiniz üzere) yok etse veya (öyle olmayıp da) bizi esirgese, (söyleyin bakalım) inkarcıları yakıcı azaptan kurtaracak kimdir?
Kurtubi Tefsiri
De ki: “Bana haber verini Eğer Allah beni ve benimle beraber olanları helâk etse veya bize rahmet buyursa, ya kâfirleri acıklı azaptan kim kurtarır?”
“De ki: Bana haber verin. Eğer Allah beni… helâk etse” Yani, ey Muhammed onlara -ki Mekke müşriklerini kastetmektedir ve onlar;
“…yoksa onlar o bir şairdir. Biz onun zamanın ızdırab veren musibetine uğramasını bekliyoruz mu diyorlar?” (et-Tur, 52/30) âyetinde olduğu gibi Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem)’ın ölümünü temenni ediyorlardı- de ki; Söyleyin bana eğer biz ölür yahut rahmete mazhar olup, ecellerimiz ertelenecek otursa, sizi Allah’ın azabından kim koruyabilir? O bakımdan sizin, bizim helakimizi beklemenize de, kıyâmetin kopuşunun acele gelmesini istemenize de ihtiyacınız yoktur.
“Beni,., helâk etse” âyetinde “ye” lâfzını İbn Muhaysın, el-Müseyyebî, Şeybe, el-A’meş ve Hamza sakin olarak (“nun”dan sonra med harfi olarak) okumuşlar, diğerleri ise fetha ile okumuşlardır. Bununla birlikte hepsi de: “Benimle beraber olanları” lâfzındaki “ye’yi fetha ile okumuşlardır. Yalnız Kûfeliler “ye”yi sakin olarak okumuşlardır. Ancak Hafs diğerleri gibi fethah okumuştur.