Onu yakın görünce, inkâr edenlerin yüzleri ekşir. “İşte bu, çağırıp durduğunuz şeydir” denilir.
Diyanet Vakfı
Ama onu (azabı) yakından gördükleri zaman, inkar edenlerin yüzleri kararacak ve (kendilerine): İşte sizin isteyip durduğunuz budur! denecektir.
Kurtubi Tefsiri
Artık onu yakınlaşmış gördüklerinde; o kâfirlerin hoşlanmadıkları yüzlerinden belli olur ve: “İşte bu, sizin acele gelmesini istediğinizdir” denilir.
“Artık onu yakınlaşmış gördüklerinde”; âyetindeki: “Yakın olmak (mealde; yakınlaşmış)” lâfzı mastar olup: “(……..): Yakınlaşmış” demektir. Bu açıklamayı Mücahid yapmıştır. el-Hasen, gözle görülen dîye açıklamıştır.
Müfessirlerin çoğunluğuna göre mana şöyledir: Onlar o azâbı gördüklerinde.- Buradaki azap âhiret azabıdır. Mücahid, Bedir azâbı demektir, diye açıklamıştır. Şöyle de açıklanmıştır: Onlar tehdit olundukları öldükten sonra dirilip toplanmanın kendilerine yakın olduğunu gördüklerinde… Bu açıklamaya da;
“yalnız O’nun huzuruna toplanıp götürüleceksiniz” (Mülk, 67/24) âyeti delil teşkil etmektedir.
İbn Abbâs ise: Onlar kötü amellerinin pek yakın olduğunu gördüklerinde. .. diye açıklamıştır.
“O kâfirlerin hoşlanmadıktan yüzlerinden belli olur.” Onlara kötü bir muamele yapılmış olur, demektir. ez-Zeccâc: Kötülük yüzlerinde apaçık belli olur, diye açıklamıştır. Yani bu azaptan onlar hoşlanmamışlar ve küfürlerine delâlet edecek alâmet de yüzlerinde görülmüş olacaktır. Yüce Allah’ın:
“O günde kimi yüzler ağaracak, kimi yüzler kararacaktır” (Âl-i İmrân, 3/106) âyetinde olduğu gibi.
(“Hoşlanmadıkları” anlamı verilen lâfzı) Nâfî, İbn Muhaysın, İbn Âmir ve el-Kisâî dammeyi işmam ile; diye okumuşlar, diğerleri ise hafif olması maksadıyla işmamsız olarak kesreli okumuşlardır, Dammeli okuyan ise, bunun asıl gelmesi gereken şekli gözönünde bulundurarak böyle okumuştur.
“Ve: İşte bu, sizin acele gelmesini istediğinizdir, denilir.” el-Ferrâ’ dedi ki: Buradaki:
“İstediğiniz” lâfzı dua (istemek)den; vezninde bir fiildir. İlim adamlarının çoğunluğunun görüşü budur. Temenni ettiğiniz ve istediğiniz anlamındadır. İbn Abbâs yalan söylediğiniz, diye açıklamıştır ki bunun da tevili (yorumu) şöyledir: Kendisi sebebiyle batılları ve yalan sözleri söylediğiniz şey, işte budur. Bu açıklamayı ez-Zeccâc yapmıştır.
Bu lâfız genel olarak şeddeli bir şekilde: diye okunmuştur. Tevili (yorumu) da açıkladığımız gibidir.
Katade, İbn Ebi İshak, ed-Dahhak ve Yakub ise (dal harfini) şeddesiz; “Çağırdığınız, dua ettiğiniz” diye okumuşlardır. Katade dedi ki: Bu onların:
“Rabbimiz, hesab günü gelince payımızı bize çabuk ver!” (Sâd, 38/16) şeklindeki dualarıdır. ed-Dahhak da şöyle demiştir; Bu onların:
“Ey Allah! Eğer bu senin katından (gelmiş) hakkın kendisi ise durma bizim üzerimize gökten taş yağdır…” (el-Enfâl, 8/32) şeklindeki sözleridir.
Ebû’l-Abbas dedi ki: Bu okuyuş, acele istediğiniz anlamındadır. Nitekim bir şey istendiği zaman: “Bunu istedim” denilir. şekli ise o kökten: vezninde kullanılır.
en-Nehhâs dedi ki: Şeddeli ve şeddesiz şekilleri olan: ile aynı anlamdadır. Tıpkı ile nin: Güç yetirdi”: ile nun: haksızlık etti” anlamına gelmesi gibi. Şu kadar var ki: şeklinde ardı arkasına bir şeyin olması anlamı vardır. Fakat: şekli, az hakkında da, çok hakkında da kullanılabilir.